Dr. Osman Çakmak Yazdı: Mehmet Şimşek’i Erdoğan Değil, Faiz Lobisi (mi) Seçti?
🚨 MEHMET ŞİMŞEK’İ ERDOĞAN DEĞİL, FAİZ LOBİSİ (mi?) SEÇTİ
Tarih, sadece geçmişte kalmış hadiseler bütünü değil; ibret almasını bilenler için bugünün kodlarını barındıran şaşmaz bir aynadır. Meselelere sosyolojik ve psikolojik derinliğinden koparak, sadece günlük siyasetin sığ sularından bakarsak büyük resmi asla göremeyiz.
Bugün ülkemizin ekonomi politikalarına ve yönetim kademelerine baktığımda, aklıma gayriihtiyari Berat Albayrak geliyor… Aklıma Berat Albayrak geldiğinde de hemen ardından Mehmet Şimşek yüzüme çarpıyor.
Neden mi? Çünkü milli bir duruş sergilemeye çalışanların nasıl yalnız bırakıldığını, ardından da küresel sisteme entegre figürlerin nasıl “kurtarıcı” gibi önümüze sürüldüğünü acı bir tecrübe ile müşahede ediyoruz.
Demek ki diyorum kendi kendime; biz aslında Mehmet Şimşek’e ve onun temsil ettiği küresel ekonomik zihniyete layığız. Tıpkı Osmanlı’nın payitahtı Bursa’da yaşanan o meşhur ve ibretlik hadisedeki gibi…
💧 İBRETLİK BURSA HİKÂYESİ
Gelin, hafızalarımızı tazeleyelim:
Vaktiyle Bursa’da bir Müslüman, bugünkü adıyla Arap Şükrü (eski adıyla Yahudilik Yolağzı) muhitinde bir hayrat çeşme yaptırır. Ancak başına öyle bir kitabe asar ki, payitaht karışır:
👉 “Her kula helâl, Müslüman’a haram!”
Bu kitabe, ahalinin huzurunu kaçırır. Din-i islâm, ahalisi Müslüman olan koca devlette bu nasıl bir fitnedir? Adamı yaka paça kadının huzuruna çıkarırlar. Kadı, “Sen aklını mı yitirdin, katlin vaciptir!” diye kükrer. Adam ise sükûnetle, “Müsaade buyurun, bir sebebi vardır, lâkin ispat ister, delil şarttır. Bunu da ancak Sultan’a söylerim” der.
Olay Padişah’a intikal eder. Sultan da öfkelidir ama merak da eder. Adam, Sultan’ın huzurunda delilini sunmak için ilginç bir talepte bulunur:
“Sultanım, bir havradan rastgele bir hahamı hiçbir gerekçe göstermeden tutuklatın.”
Emir yerine getirilir. Bir hafta içinde bütün Museviler ayaklanır, elçiler devreye girer, “Biz ona kefiliz, fidyemiz neyse verelim” diye sarayın kapısına dayanırlar. Haham serbest bırakılınca da Sultana hediyeler, şükranlar sunarlar.
Adamın ikinci talebi üzerine, bu kez bir kiliseden rastgele bir papaz derdest edilir. Hristiyan ahali ve azınlıklar, Musevilerden bile daha büyük bir tepki gösterir, din adamlarına siper olurlar. Papaz bırakıldığında sevinç gösterileri arşa çıkar.
🕌 KENDİ DEĞERLERİNE SAHİP ÇIKAMAYAN BİR MİLLET!
Sıra, adamın son ve en acı talebine gelmiştir:
“Sultanım, şimdi de Bursa’nın en sevilen, en âlim hocasını Cuma hutbesinin tam ortasında yaka paça aldırın.”
Sultan emreder, Ulu Cami imamı minberden indirilip götürülür. Cemaatten tek bir Allah’ın kulu çıkıp da “Ne yapıyorsunuz, hutbe bitseydi bari!” demez. Bir hafta geçer, kimse hocayı arayıp sormaz. Aksine, kahvehanelerde dedikodular başlar:
“Biz de onu adam bilirdik”, “Kim bilir ne halt etti de tutuklandı”, “Vah vah, arkasında kıldığım namazlara acırım…”
Padişah olan biteni acı acı izlerken, adam başını öne eğer ve o sarsıcı soruyu sorar:
“Ey büyük Sultanım, şimdi siz irade buyurunuz… Böyle Müslümanlara su helâl edilir mi?”
Sultan acı bir tebessümle yutkunur:
“Bırak suyu, bunlara hava bile haram, hava bile!”
⚖️ KÜRESEL SATRANÇ VE İÇİMİZDEKİ ZAAFİYET
İşte biz, kendi insanına, kendi millî duruşuna sahip çıkamayan, araştırıp sorgulamadan birbirini karalamaya ve yargılamaya teşne o hastalıklı ruh halini aşamadığımız için bugün küresel operasyonların hedefi olmaya devam ediyoruz.
Ankara kulislerinde dönen “Mehmet Şimşek istifa mı edecek, görevden mi alınacak?” tartışmaları, sıradan bir kabine revizyonu fısıltısı değildir.
Bu, Türkiye üzerinde oynanan, Osmanlı’nın son döneminden beri devletin kılcal damarlarına sızmış vesayet odaklarının ve küresel üst aklın kurduğu derin kurgunun çöküş çığlığıdır.
🏛️ İNGİLİZ KOMİSERİ MİSYONU VE MÜHENDİSLİK
Açıkça ifade etmek gerekir ki; ekonomi yönetiminin başına getirilen bu figür, hiçbir zaman milli ekonomiyi ihya etmek için o koltuğa oturmamıştır.
Aksine, “rasyonel politika” ambalajına sarılmış ağır vergiler ve tefeci faizleriyle halkı kıskaca almak, üretici ve esnafı bunaltıp faturayı iktidara kesmek üzere ikame edilmiş bir “İngiliz Komiseri” misyonu taşımaktaydı.
Hedef netti: Ekonomik buhranla iktidarın altı oyulacak, dizayn edilmiş muhalefete iktidar yolu açılacaktı.
Fakat evdeki hesap, küresel satranç tahtasında duvara çarptı. Üst aklın parlatmaya çalıştığı muhalefet cephesi, kendi iç çekişmeleri, vizyonsuzlukları ve siyasi basiretsizlikleriyle kendi içine çöktü. Eş zamanlı olarak, “ekonomik operasyonla lider devirme” senaryosu, devlet aklının direnci ve dış politikadaki bağımsız hamlelerle boşa çıkarıldı.
🎯 O OYUNU BOZMAK BİZİM ELİMİZDE!
Bugün Şimşek’in etrafında dönen tartışmalar, aslında misyonu bitmiş bir “Truva Atı” siyasetinin tasfiyesinden ibarettir.
İstifa ederse; küresel aklın bu maşası başarısızlığını kabul edip usulca sahneden çekilmiş olacaktır. Görevden alınırsa; Türkiye’yi finansal prangalarla teslim almaya çalışan iradeye bizzat devlet eliyle “oyun bitti” mesajı verilmiş olacaktır.
Ancak rehavete kapılmamak lazımdır. Piyonu devrilen üst akıl, geleneksel muhalefetin tükendiğini gördüğü an, yeni paralel aparatlar (Pelikan benzeri nüfuz odakları) üzerinden iktidarı içeriden dizayn etmeye yeltenecek, satranç tahtasını yeniden kurmak isteyecektir.
Sözün özü şudur: Eğer biz, Bursa’daki o şuursuz ve vefasız ahali gibi birbirimizi yemeye, kendi değerlerimizin arkasında durmamaya devam edersek, İngiltere faiz lobileri bize daha çok “Mehmet Şimşekler” atar.
Ne zaman ki milli iradeye, bağımsız devlet aklına ve bu uğurda bedel ödeyenlere şuurla, tesanütle (dayanışmayla) sahip çıkarız; işte o zaman o çeşmenin suyu bize de anamızın ak sütü gibi helal olur!
Kaynak: Osman Çakmak
- Dr. Osman Çakmak Yazdı: Mehmet Şimşek’i Erdoğan Değil, Faiz Lobisi (mi) Seçti? - Eylül 24, 2026
- Mehmet Ali Öztürk Yazdı: Bir sen eksiktin Mustafa Öztürk. Nihayet dilinin altındaki baklayı çıkardın ve kimliğini ortaya koydun - Eylül 24, 2026
- Mahmut Çetin Yazdı: İstifa mı, Görevden Alınma mı? - Eylül 24, 2026

