Prof.Dr. Osman Çakmak Yazdı: Diploma, Fıtrata Uygun Zanaat

🚨 **DİPLOMA .
FITRATA UYGUN ZANAAT
🚨

Değerli dostlar, yıllarca bize ve çocuklarımıza bir masal anlattılar. “İyi bir lise, janjanlı bir üniversite diploması ve ömür boyu garanti bir masa başı iş…”
Ancak bugün hakikatin duvarına toslamış bulunuyoruz. Türkiye’nin ekonomik gerçekleri, bu ezberi kökünden sarsıyor. Bir yanda asgari ücretin 30.000 TL, ortalama bir memur maaşının 70.000 TL olduğu bir tablo; diğer yanda ayda 200.000 TL kazanan bir döner ustası veya 400.000 TL’ye hükmeden bir oto tamircisi… Bu rakamlar sıradan bir ekonomik veri değil; **”Okulculuk”** dediğimiz o devasa sanayi çarkının iflas belgesi olmaktadır!

Peki, yıllarca dirsek çürütüp o dört duvar arasında zihinleri hapsetmek mi, yoksa hayatın mutfağına erken yaşta girip fıtrata uygun bir zanaatla yoğrulmak mı? Gelin meselenin köküne, o ontolojik yaralarımıza inelim.

🏭 **ZORUNLU EĞİTİM FABRİKASI VE DİPLOMANIN DEĞER KAYBI**
Bugün yaşadığımız trajedi, “Her köşe başına bir üniversite” açma sığlığının çok ötesindedir. Asıl ontolojik problemimiz; **12 yıllık kesintisiz, zorunlu eğitim dayatmasıdır.** Çocuklarımızı birer hammadde gibi “eğitim fabrikasının” bandına koyuyoruz. Fıtratları, yetenekleri, farklılıkları hiçe sayılıyor. Milyonlarca genci, sırf “beyaz yakalı” olma kibriyle, yıllarca üretimin, hayatın ve sokağın gerçekliğinden koparıyoruz. Sonuç? Asgari ücrete talim eden, hayal kırıklığına uğramış mühendisler, iktisatçılar ve diplomalı işsizler ordusu!
Tıpkı aynı fabrikadan çıkmış defolu ürünler gibi; piyasada karşılığı olmayan milyonlarca diploma basıyoruz. Oysa fıtrata aykırı bu “diploma matbaacılığı”, gençliğimizin en enerjik yıllarını çalmaktan başka bir işe yaramıyor.

🧠 **TEKELCİ MÜFREDAT: ZİHİNLERİ KÖRELTEN BİR PRANGA**
İşte Türkiye’nin en temel yarası: **Tekelci, tek tipçi ve devlet tekelindeki dayatmacı müfredat!** Kuşa yüzmeyi, balığa uçmayı öğreten bir garabetin içindeyiz. Her genci aynı kalıba dökmeye çalışan, teorik bilgi yığınlarıyla çocukların merak duygusunu ve pratik zekasını iğdiş eden bu müfredat, sahadaki üretimi öldürmüştür. Masa başında ezberletilen logaritmalar, kaportacıdaki bir çekiç darbesinin, inşaattaki bir kalıp ustasının ürettiği gerçek ve hayati “katma değeri” üretemez oldu.
Zorunlu ve tekelci eğitim, çocukların içindeki o yaratıcı kıvılcımı söndürdü. Bugün kuaför, kalıpçı, tesisatçı bulamıyorsak; bunun sebebi gençlerin tembel olması değil, tekelci müfredatın onlara zanaati “ikinci sınıf” bir iş gibi gösteren kibridir.

🛠️ **FİNANSAL ÖZGÜRLÜK MÜ, YOKSA SAHTE BİR STATÜ MÜ?**
Gelelim o can alıcı ikileme… Üniversite size kağıt üzerinde bir statü vaat edebilir ama akşam o evin faturalarını statü değil, alın teri ve finansal güç öder.
Erken yaşta çıraklıktan, yani o kutlu “usta-çırak irfanından” yetişen bir motosiklet tamircisi düşünün. Yaşıtları üniversite kantinlerinde tost sırası beklerken ve mezuniyet sonrası KYK borçlarını nasıl ödeyeceğini kara kara düşünürken; o genç çoktan kendi dükkanının patronu olmuş, emeğiyle finansal özgürlüğünü ilan etmiştir bile!

💡 **EZBERLERİ BOZMA VE FITRATA DÖNÜŞ VAKTİ**
Dostlar, elbette “Eğitim gereksizdir” demiyoruz. Ama hangi eğitim?
Ontolojik olarak çökmüş, tekelci ve teorik dayatmalara hapsedilmiş bir “okulculuk” mu? Yoksa kişinin fıtratına uygun, doğrudan sahada değer üreten, insanı maddeye ruh verir hale getiren “sahici bir eğitim” mi?
Herkesin kravat takıp yönetici olmak istediği bir ülkede; musluğumuzu tamir edecek, arabamızı yürütecek, yuvamızı inşa edecek adam kalmadığında sistem kalbinden vurulur. Ki şu an tam da yoğun bakımdayız.
Artık çocuklarımızı bu 12 yıllık zorunlu eğitim cendereşinden, bu tek tipçi müfredat prangasından kurtarmalıyız. Ticaretin, zanaatın ve pratik yeteneğin, sadece para değil; aynı zamanda şahsiyet, ahlak ve hakiki bir finansal özgürlük kazandırdığı gerçeğiyle yüzleşme vaktidir.
Tercih sizin: Fabrika bandında sıradan bir diploma mı, yoksa hayatın şantiyesinde kolunuzda ışıldayan altın bir bilezik mi?

 

 

 

Kaynak: Prof.Dr. Osman Çakmak

Admin Ali Süzen
Sosyal Medya

Admin Ali Süzen

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.