Prof.Dr. Osman Çakmak Yazdı: Uzun Anlattım Bu Defa, Çünkü Zor İkna Oldu!..
Uzun Anlattım Bu Defa, Çünkü Zor İkna Oldu!..
Uzun anlattım bu defa.Çünkü zor ikna oldu. Hikayenin başlangıcı tatsız başladı. Sert tartışmalar yaşandı. Onları es geçiyorum.
Ama sonunda ikna oldu:
Olay köyden kovulma operasyonu imiş.
2000’lerin başında IMF ve Dünya Bankası kapıyı çaldı ve kredi karşılığında “Şu çiftçiye destek vermeyi bırakın, sizin domatesiniz verimsiz” dedi. Sonuç? Baba ocağını bırakan köylü, büyük şehirlere ucuz iş gücü (ve potansiyel müşteri) olarak göç etmek zorunda kaldı.
* Mahallenin Helvası ve “Rezidans” Yanılsaması: Küresel sermaye, komşunun komşuya külünün muhtaç olduğu o müstakil, bahçeli mahalle kültüründen hiç hoşlanmaz; çünkü oradan rant çıkmaz. Bize toprağa basmayı unutturup, kentsel dönüşüm adı altında devasa beton kuleleri (rezidansları) dayattılar. İnsanlar birbirine yabancılaştı, dayanışma bitti ve herkes küresel markaların yapayalnız, sadık birer tüketicisine dönüştürüldü.
⚖️ 2. “SICAK PARA” KELEPÇESİ VE DOKUNULMAZ MİSAFİRLER! (Uluslararası Hukuk ve Yaptırım Çıkmazı)
“İçeride bu kadar zarar veren varken devlet neden masaya yumruğunu vuramıyor?” diyorsanız, cevabı cüzdandaki bağımlılıkta gizli.
* Ev Sahibinin Kiracıya Boyun Eğmesi: Ekonominizi üretime değil de dışarıdan gelecek “sıcak paraya” ve borca bağlarsanız, evinizde taşkınlık yapan bir misafiri kapı dışarı edemezsiniz. Çünkü o misafir, size borç veren tefecinin tanıdığıdır. Batılı sermayenin kaş çatacağı sert adımları atmak bir anda “ekonomik kriz” korkusuna toslar.
* Küresel Mahkemelerin Kılıcı: Küresel ticarette var olmak ve ambargo yememek için uluslararası sözleşmelere ve tahkim kurullarına imza atarsınız. Bu kurumlar, yeri geldiğinde küresel güçlerin içerideki maşalarına dokunmanızı engellemek için devasa bir “yaptırım kalkanı” olarak kullanılır.🧠 3. PASTAYI BİZ PİŞİRDİK, DÜĞÜNÜ AVRUPA YAPTI! (Zeki Çocuklarımızın Kaybı)
En parlak gençlerimizin ülkeyi terk etme sevdası, küresel kapitalizmin o şatafatlı vitrininin arkasındaki en acımasız sömürü çarkıdır.
* Bedavaya Süper Lig Transferi: Küresel sistem bizi sadece ham madde veya ucuz işçi deposu olarak değil, “yetişmiş beyin tarlası” olarak görür. Biz o çocukları yıllarca okutur, altyapıda yetiştirir, milyonlarca lira masraf yaparız. Tam meyve verecekleri zaman merkez ülkeler (ABD, Avrupa) yüksek maaş ve standart havucuyla bu çocukları “bedelsiz transfer” eder.
* Liyakat Krizi ve İtilen Gençler: İçerideki ekonomik daralma ve “adam kayırmacılık” (liyakat eksikliği) gibi yozlaşmalar, zeki gençlerin kendi evlerinde “yabancı” hissetmesine yol açar. Biz onları sistemin dışına ittikçe, küresel merkezler onları kucaklamakta hiç zorlanmaz.🎬 4. FİLM BİZİM AMA YÖNETMEN, JÜRİ VE GİŞE ONLARIN! (Kültürel Hegemonya ve Tarih Yazımı)
Tarihte ne kadar haklı olursanız olun, mikrofon başkasının elindeyse sesinizi duyuramazsınız.
* Medya ve Akademi Tekeli: Dünyanın en büyük yayınevleri, üniversiteleri, film endüstrileri ve haber ajansları Batı’nın tekelindedir. Kendi davanızı dünyaya anlatmak istediğinizde, bu “Avrupa-merkezli” gümrük kapılarından geçmek zorundasınızdır. Sizin gerçeğiniz, onların onayladığı kadardır.
* Tarih Üzerinden Şantaj: Geçmiş olaylar (çeşitli soykırım iddiaları vb.), ekonomik olarak bağımsız olmayan ülkelerin başına bir “dış politika sopası” olarak indirilir. Ekonominiz pamuk ipliğine bağlıysa, parlamentolarda oylanan bu tarihi iftiralara karşı masayı deviremez, sürekli savunmada kalıp terlersiniz.
Kıssadan Hisse:
Tohumdan betona, mahkemeden okula kadar yaşadığımız bu buhranlar, uluslararası sistemin oyununa “kendi kurallarımızı” koyamadan bodoslama dalmanın faturasıdır. Cüzdanı başkasına teslim edenin, kültürel ve sosyal bağımsızlığını koruması, akıntıya karşı kürek çekmekten farksızdır.
Kaynak: Prof.Dr. Osman Çakmak

