Prof.Dr. Osman Çakmak Yazdı: Moda Talebe Göre Üretir — Peki Talebi Kim Şekillendiriyor?

Moda Talebe Göre Üretir — Peki Talebi Kim Şekillendiriyor?

Said Yüce Bey önemli bir çağrıda bulunuyor, LC Wakikiye sesleniyor. Ticaret Bakanlığı’nı göreve çağırıyor.

Çağrı asıl şu kurumlara da olmalı:

Kültür Bakanlığı, Eğitim Bakanlığı: Müfredatta kendi medeniyetinin estetiğini, sanatını, mimarisini, edebiyatını ver. Çocuk güzelliğini kendi kültüründe görürse taklit etmeye ihtiyaç duymaz.

Radyo Televizyon Üst Kurulu: Ekranda kendi kıyafetiyle, kendi yaşam biçimiyle temsil edilen karakterler üret ve destekle.

YÖK ve üniversiteler: Tekstil, moda tasarımı bölümlerinde yerli estetik üzerine özgün bir okul kur. Kendi motiflerimizden, kendi renklerimizden, kendi biçimimizden ilham alan bir moda geleneği inşa et.
Waikiki’ye reyonu sen aç dedikten sonra onlar açar. Ama o reyona talep yoksa reyon kapanır. Talebi kim yaratacak?

Sonuç: Kıyafet Yansıma , Kimlik Hastalık
LCWaikiki başta olmak üzere kıyafet üreticilerine sesleniyor. yazabilirsiniz — belki bile bile bir reyon açarlar, ticari bir hesaptır bu.

Ama esas mesele şudur: Çocuğunuz kendi kimliğiyle gurur duyuyorsa, o kıyafeti kendisi ister. Utanıyorsa, mağazada kaç reyon açsanız fark etmez.

Sivrisinekle savaşmaya devam edebiliriz. Ya da bataklığı — yani kimliksizleştiren eğitimi, müfredatı, medyayı — kurutmayı konuşabiliriz.

Kıyafet davası ancak kimlik davası kazanılınca kazanılır.
“Siyonist Moda Komitesi” Meselesi
Said Bey haklı bir noktaya parmak basıyor — küresel kültür endüstrisinin arkasındaki ideolojik yapı gerçektir, belgelenmiştir. Hollywood’dan müziğe, modadan sosyal medyaya uzanan bu ağ tesadüfi değildir.

Ama şunu da eklemek lazım: Bu ağ boşluğa değil, bırakılan boşluğa yerleşir.

Siz kendi çocuğunuza kendi hikâyenizi anlatmazsanız, o hikâyeyi bir başkası anlatır. Siz kendi estetiğinizi sunmazsanız, başkasının estetiği dolduruverir o boşluğu. Küresel kültür endüstrisi bir istilacı değil — davet edilmeden giren değil, kapı açık bulunca giren bir misafirdir.

Kapıyı kim açık bıraktı? Müfredatı kim boşalttı? Ekranı kim teslim etti?
Waikiki kötü adam değil — o sadece bir termometre. Toplumun ateşini ölçüyor, ona göre ürün sıralaması yapıyor. Siz termometreyi kırarsanız ateş düşmüyor; sadece ölçüm imkânınızı kaybediyorsunuz.

Asıl soru şu: Bu talebi kim, nasıl, nereden üretiyor?

Çocuk ekranda ne izliyor? Dizide hangi karakter ne giyiyor? Okulda hangi tarih anlatılıyor, hangi edebiyat okutulmuyor? Müfredatta kendi medeniyetinin estetiğiyle mi, başkasının kopyasıyla mı buluşuyor?

Waikiki o talebi takip ediyor. Talebi oluşturan sistemi takip etmiyoruz.

Taklitçiliğin Kökü: Aşağılık Kompleksi ve Kimliksizlik
Bir toplum kendi kültürüyle, estetiğiyle, tarihiyle barışık olmadığında taklitçilik kaçınılmazdır. Bu bir kıyafet meselesi değil — kimlik meselesidir.

Çocuğuna Osmanlı mimarisini, Selçuklu süslemesini, Anadolu dokuma geleneğini öğretmemiş bir eğitim sistemi; ona kendi güzelliğini göstermemiş bir müfredat; ekranda kendi kahramanını sunamayan bir medya — bunların çıktısı ne olur?

“Kendi olma” seçeneği sunulmamış bir nesil, başkasını taklit eder. Bu taklidi sonra yasaklamaya çalışmak, ağacı sulamadan meyve istemektir. 🌳

Kaynak: Prof.Dr. Osman Çakmak

Admin Ali Süzen
Sosyal Medya

Admin Ali Süzen

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.