Prof.Dr.Osman Çakmak Yazdı: LGS(Liselere Geçiş Sınavı) Üzerine…

LGS(Liselere Geçiş Sınavı) Üzerine…

📉 2026 yılı LGS (Liselere Geçiş Sistemi) verileri incelendiğinde, bu sene sınava başvuran/giren öğrenci sayısı yaklaşık 1 milyon 30 bin civarındadır. Sınavla öğrenci alan “nitelikli” liselerin toplam kontenjanı ise bu yıl yaklaşık 200 bin olarak belirlenmiştir.

Bu güncel ve sarsıcı rakamları temel alarak ilgili bölümü, metnin o keskin ve analitik üslubuna sadık kalarak yeniden kurguladım:

3. 📉 KURT TAKSİMİ: 830 BİN ÇOCUĞUN İNFAZI VE REKABET TUZAĞI
Rakamların dili, sistemin sefaletini suratımıza bir tokat gibi çarpmaktadır: Bu sene LGS kapısına yığılan evlatlarımızın sayısı tam 1 milyon 30 bin! Peki, bu devasa kitleye reva görülen, o “nitelikli” tabelalı okulların toplam kontenjanı ne kadar? Sadece 200 bin.

Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa!

GÜNCEL LGS DENKLEMİ (2026):
1.030.000 Aday ➡️ 200.000 “Başarılı” (Sistemin gözdesi)
➡️ 830.000 “Başarısız” (Tembel, gayretsiz ilan edilen kitle)

Geriye kalan 830 bin çocuk, ne kadar didinirse didinsin, ne kadar dirsek çürütürse çürütsün daha yolun başında, matematiksel olarak kaybedeceği kesin olan bir yarışın içine fırlatılmaktadır. Ailelerin bitmek bilmeyen maddi-manevi masrafları, evlerde estirilen sınav terörü, korkular ve tehditler cabası…

Eğitim; potansiyel olarak içindeki o cevheri, fıtratı keşfedeceğimiz çocuğu, toplum nezdinde erkenden “değersiz, vasıfsız ve başarısız” ilan etme mekanizmasına dönüşmüştür. Sınavı kazanan azınlığın sevincini bile kursağında bırakan bu acımasız eleme düzeni, koca bir neslin ruhunu daha 14 yaşında cellada teslim etmektedir.

İbn-i Sina asırlar önce uyardı: “Eğitim sevgiyle, öğretim ise rekabetle yapılmalıdır.” Biz ise ortaokulun sadece %10’luk dilimi için tasarlanmış bir seçme sınavını popülist siyasetin şovuna kurban ederek tüm çocuklara dayatıyoruz. Bir elektrikçi, bir su tesisatçısı olmasa laboratuvardaki dahi sadece boş duvarlara bakacakken; insanları tek tip sınav başarısına göre yarıştırmak, fıtrata ve Yaratıcı’nın ihsan ettiği farklı yeteneklere isyandır.

1. 🧭 REFORM DİYE PASLI MUSLUKTAN SU İÇMEK
İlköğretimin ikinci kademesinde (ikinci 4 yılda) asıl gaye çocuğu hayata hazırlamak ve mesleki kabiliyetlerini tespit etmektir. Dönemin MEB yönetimlerinin bu doğrultuda sunduğu “atölye sınıfları” ve mesleğe yönlendirme projeleri, ne acıdır ki en başta kendi içimizdeki hantal bürokratlar ve okul müdürleri tarafından dirençle karşılandı. “Çok masraflı, parayı nereden bulacağız?” diyen vizyonsuz konfor düşkünleri yüzünden, bugün 1 milyon çocuk gereksiz bir yarışın dişlileri arasında ezilmektedir.

Oysa çocukların mizaçlarına göre eleneceği, meslek liselerine hazır şekilde yönlendirileceği bir sistem inşa edilseydi; sınava sadece akademik iddiası olan 400 bin çocuk girer, geri kalanlar kendi branşlarında erkenden üretimin parçası olurdu.

2. ☣️ TEK MERKEZLİ SINAV RANTI VE B PLANI OLMAYAN SİSTEM
Koskoca bir ülkenin tüm eğitim geleceğini tek bir oturumluk, tek merkezli bir sınava mahkûm etmek en büyük ulusal güvenlik riskidir. Bu çağdışı yapıyı ayakta tutan şey, arkasındaki devasa ticari sınav rantı ve yayıncılık sektörüdür. Üniversiteyi bitirmekle dahi bitmeyen bu sınav çılgınlığı (KPSS vb.), hayatı anormal bir yarış pistine (kariyer sahasına) çevirmektedir.

Pandemi sürecinde ve kriz anlarında gördük ki, tek elden idare edilmeye çalışılan bu hantal mekanizmanın hiçbir “B Planı” yoktur. Hayat durduğunda sınavlar da durmakta, eğitim kilitlenmektedir. Türkiye, kriz anlarında üniversitelerde beslediği, Avrupa ihtiyacının 3 katı olan o devasa genç nüfusu üretimin içine dâhil edememektedir.

Çözüm; okullara, illere ve bölgelere inisiyatif veren; fıtratı, şahsiyeti ve yerli üretimi temel alan yepyeni bir maarif modelidir. Sınav odaklı mekanik bilgi talimi veren bu sömürü düzeninden kurtulup, kendi metafiziğimizden ve köklerimizden doğan bir sistemi ayağa kaldırmadığımız müddetçe, eğitim gövdesi eğri kalacak ve toplumun gölgesi asla doğru düşmeyecektir.
Kaynak: Prof.Dr. Osman Çakmak

Admin Ali Süzen
Sosyal Medya

Admin Ali Süzen

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.