Sabri Çolak Yazdı: Bakınız Neler Yazacağım?
BAKINIZ NELER YAZACAĞIM ?
Kemalist-sol ve Beyaz Türkler
Türkiye’de öylesine bir Atatürk portresi ve
Cumhuriyet tarihi bilgilendirmesi yapıyorlar ki,
Bu bilgilerin kahır ekseriyeti yalan olup
Tarihte öylesine bir Atatürk’ün yaşamadığını ve
Beraberinde öylesine güzelleştiriliş cumhuriyet tarihi olayları yaşanmamıştır..
Bu kitle sömürülerini devam ettirmek için;
Atatürk’e rağmen Atatürkçülük ve kemalizm oluşturmuşlardır..
22 senelik Atatürk ve tarih okumaları yapan bir Müslüman olarak
Net bir teşhis koyduğum konum şudur.
Kemalist-sol ve Beyaz Türkler aslında
Tarihte yaşamamış bir Atatürk’ü pazarlamalarının tek nedeni:
Türkiye’deki Müslümanların mevcut varlıklarıdır.
Bu teşhis çok net ve tartışmasız bir gerçektir.
Çünkü bu kitle mevcut Atatürk’ü eksik gördükleri için
Atatürk’ü yüceltmek için başkalarının sözlerini Atatürk söylemiş gibi pazarlarlar,
Diğer yandan da Atatürk’ün beğenmedikleri icraatlarını güzelleştirme alanlarına sokarlar.
Çarpıcı bir misal vereyim..
Kemalist-sol ve Beyaz Türklerin en büyük yalanlarından bir tanesi:
“Osmanlı zamanında halk padişahların kulu ve kölesi iken
Atatürk sayesinde vatandaşlık konumuna geldi ve bireysel egemenliğine kavuşmuştur”derler.
Tümüyle yalan.
1923’den 1938 yılına kadar bu ülkede ultra diktatörlük vardı.
Bu yıllarda bir kişi veya kurumun özgür ve örgütlendiğini göremezsiniz.
Mustafa Kemal’e karşı aday veya CHP’ye karşı muhalif bir parti göremezsiniz..
Biliyorum bu yazılanlar bazılarını kızdıracaktır ama
Bizzat Mustafa Kemal’in ağzından çıkanları paylaşıma sokarak onları sakinleştireceğim..
Avrupa’daki tüm siyasi aktörler,yazarlar ve gazeteciler Türkiye’deki Meclis’te 2.bir parti olmadığı için Türkiye’yi faşizmle eşdeğer olarak görüyorlardı.
Mustafa Kemal bu durumu değiştirmek için girişimde bulunur.
Çocukluk arkadaşı olan Fethi Okyar’ı elçilik yaptığı Paris’ten çağırır ve kendisine:
“Bugünkü manzaramız aşağı yukarı bir diktatörlük manzarasıdır.
Halbuki ben,cumhuriyeti şahsi menfaatım için yapmadım,
hepimiz faniyiz,ben öldükten sonra arkamda kalacak müessese
bir istibdat(diktatörlük) müessesesidir.
Ben ise millete miras olarak bir istibdat müessesesi bırakmak ve
tarihe o suretle geçmek istemiyorum” demişti.(1)
Mustafa Kemal para,milletvekili ve destek vererek
CHP’yi kontrol etmesi için bir parti kurmasını Fethi Okyar’dan ister..
Fethi Okyar 12 Ağustos 1930’da Serbest Cumhuriyet Fırkası’nı kurar ve
1930 Mahalli Seçimleri için yurt içinde mitingler yapmaya başlar.
İzmir’deki mitinge 50 ila 100.000 kişi katılır ve
İzmir’deki duvarlara asılan Mustafa Kemal ve İsmet İnönü resimleri yırtılır.
Halk denize düşen yılına sarılır gibi CHP karşıtı olan SCF’na yoğun talep gösterir.
Vali Kazım Dirik miting alanında olanlara ateş açılmasını ister ve bir çocuk ölür.
Ölen çocuğun babası oğlunun cesedini Fethi Okyar’ın önüne atarak:
“Kurban mı istiyorsun? al sana kurban;dahasını da veririz.
Yeter ki sen bizi CHP zulmünden kurtar”der..
1930’daki seçimlerin psikolojik yapısı hemen hemen İzmir gibiydi.
Seçim yapılır ve açık oy gizli tasnif sonucu CHP kazanır..
Hasan Rıza Soyak’ın anılarında M Kemal seçim arifesinde
kendisine “Seçimleri hangi parti kazanıyor?” diye sorunca,
“Bizim fırka paşam” cevabını vermiştim de gülmüş ve demişti ki:
“Hayır efendim, hiç de öyle değil.
Hangi fırkanın kazandığını ben sana söyleyeyim;
Kazanan ‘İdare fırkası’dır çocuk!
Yani jandarma, polis,nahiye müdürü, kaymakam ve valiler…
Bunu bilesin” buyurmuştu.”diye yazar.(2)
Başta Atatürk ve İsmet İnönü bu sonuçları beklemiyordu ki,
Evdeki hesap çarşıya uymamıştı.
Mustafa Kemal SCF’dan seçilenlerin istifa edip CHP’ye geçmelerini emreder ve
Fethi Okyar’a da partiyi kapatması emrini vererek 3 aylık SCF 12 Kasım 1930’a kapatılır..
Bir KDV bilgi olarak da:
Samsun’dan SCF’dan seçilen Belediye Başkanı Ahmet Boşnakzade’nin Mustafa Kemal’in partiden istifa edip CHP’ye geçme emrine itiraz edip”beni halk seçti;istifa etmem.Yargıtay’a emir verin ve beni görevden alınız” der..
Demek ki Mustafa Kemal 1930’larda olan diktatörlüğün bitmesi için yaptığı girişimler sonuçsuz kalıyordu ve diktatörlük SCF’nın kapanmasıyla yoluna devam etmişti..
Osmanlı’nın son dönemlerindeki bireysel özgürlük,çok partili parlamenter sistem,demokrasi,plüralizm ve diğer alanlarda 1923 ila 1938 yılları arasındaki konumdan fersah fersah ileridedir.
Hadi yalan desinler?
Belgeler:(1)Fethi Okyar”Üç Devirde Bir Adam S.392-393
(2)Hasan Rıza Soyak”Atatürk’ten Hatıralar Cilt-2 S.436″
Kaynak: Sabri Çolak
- Gündüz Demirhan Yazdı: Haklı Çıktığım İçin Bu Kadar Üzüleceğim hiç Aklıma Gelmezdi - Ekim 5, 2026
- Sabri Çolak Yazdı: Bakınız Neler Yazacağım? - Ekim 5, 2026
- Rüştü Emir Yazdı: Geleneksel Din Neden Ahlak Üretmiyor? - Ekim 4, 2026

