Zekeriya Efiloğlu Yazdı: İnsanın Kendisine Borçlu Olduğu İlk Vefa, Kendi Onurunu Korumasıdır…

İnsanın Kendisine Borçlu Olduğu İlk Vefa, Kendi Onurunu Korumasıdır…
İnsan yaş aldıkça ilginç bir gerçeği daha net görmeye başlıyor:
İnsanları yoran şey yaptığı fedakârlıklar değil, fedakârlıklarının sıradanlaştırılmasıdır.

Çünkü emek, karşılık beklemediğinde bile görülmek ister; iyilik, alkış istemez ama yok sayılmayı da hak etmez.
Ne var ki yaşadığımız çağ,
birçok insana alınan nefesi hak,
verilen emeği görev,
gösterilen vefayı ise mecburiyet gibi göstermeyi başardı. Maalesef en yakınlarımız bile olsa bu böyle…

Ayrıca bazı insanlar vardır;
sizin yıllarca taşıdığınız yükü bir günlüğüne omuzlasalar altında ezilirler. Ama siz aynı yükü yıllarca taşıdığınız hâlde bunu görmezler.
Çünkü menfaat, insanın gözlerine yerleştiğinde hakikati perdeleyen bir sis olur. O sisin içinde fedakârlık görünmez, emek görünmez, sevgi görünmez.
Sadece “daha fazlası” görünür. Ve daha fazlasını alamayan kişi, kendisine sunulan bütün güzellikleri bir anda değersizleştirir.

Bugün birçok insanın kalbindeki kırgınlığın sebebi kötülük görmek değildir. Asıl kırgınlık, iyiliğin kıymetinin bilinmemesidir. Bir ömür destek olduğunuz insanların, sanki bunlar zaten olmak zorundaymış gibi davranmasıdır.
Bir teşekkürün bile çok görüldüğü,
bir vefanın lüks sayıldığı zamanlardan geçiyoruz.
İnsanlar yapılanları değil, yapılmayanları hatırlıyor; verilenleri değil, verilemeyenleri konuşuyor. Ah ah ah…

Fakat burada önemli bir ayrım vardır:
Nankörlük, iyiliğin değerini düşürmez.
Çölün ortasında bir insan suyun kıymetini bilmiyor diye su değersiz olmaz.
Bir kör, güneşi göremiyor diye güneş ışığını kaybetmez. Aynı şekilde, bir insan sizin emeğinizi takdir etmiyor diye emeğiniz küçülmez.
İyiliğin değeri, onu alanın karakterine göre değil, onu yapanın vicdanına göre ölçülür.

Bu yüzden hayatın en önemli derslerinden biri şudur:
İyilik yaparken kalbinizi korumayı öğrenin.
Merhametli olun ama kendinizi tüketmeyin.
Destek olun ama sömürülmeyin.
Yardım edin ama kendi değerinizi unutmayın.
Çünkü sınırsız fedakârlık, karakteri güzel olmayan insanların gözünde çoğu zaman fedakârlık olarak değil, kullanılabilir bir imkân olarak görülür.

Unutmayın;
her insan sizin yüreğiniz kadar derin değildir.
Her insan sizin kadar vefalı değildir.
Her insan sizin kadar ince düşünmez.
Bu gerçeği kabul ettiğiniz gün, insanlardan beklentiniz azalır; beklentiniz azaldıkça da huzurunuz artar.
Çünkü huzur, insanların değişmesinden değil, insanları oldukları gibi görebilmekten doğar.

Dostlarım, kalbinizin güzelliğinden vazgeçmeyin.
Dünyayı ayakta tutan şey kurnazlık değil, hâlâ iyiliğe inanan insanların varlığıdır.
Ancak iyiliğinizi, onu hak etmeyenlerin insafına da bırakmayın.
Çünkü değerini bilmeyen ellerde en kıymetli emanet bile sıradanlaşır.
Siz yine güzel olun, yine vicdanlı olun, yine insan kalın. Ama artık kimin için ne kadar yorulacağınızı da bilgelikle seçin.
Zira bazı insanlar sevgiyi emanet, bazıları ise sınırsız bir kaynak sanır. Ve insanın kendisine borçlu olduğu ilk vefa, kendi onurunu korumasıdır…
Kaynak: Zekeriya Efiloğlu

Admin Ali Süzen
Sosyal Medya

Admin Ali Süzen

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.