Hasan Mete Yazdı: Siz Hiç Can Çekişen Esnaf Gördünüz mü?
SİZ HİÇ CAN ÇEKİŞEN BİR ESNAF GÖRDÜNÜZ MÜ?
Gece saat 11 olmuş, 12 olmuş… Hâlâ para arayan bir esnaf gördünüz mü?
“Çekim yazılmasın… Kredim gecikmesin… Taksitim aksamasın… Bir gün daha dayanayım.” diye telefon rehberindeki son kişiyi bile arayan; çünkü tek bir ödemenin aksamasının, otuz yılda ilmek ilmek kurduğu bütün düzeni yıkabileceğini bilen bir insan gördünüz mü?
Siz hiç malını vadeli satan, çekini vadeli yazan ama alacaklı olduğu şirket konkordato ilan ettiği için parasını alamayan; kendi alacağını tahsil edemediği hâlde kendi borcundan sorumlu tutulan bir tacirin çaresizliğini gördünüz mü?
Siz hiç alacağını alamadığı için borcunu ödeyemeyen; sonra alacaklıların, tehditlerin, icraların arasında kalan bir esnaf gördünüz mü?
Evinin önünde…
İş yerinde…
Çoluğunun çocuğunun yanında…
Siz hiç yıllarca üreten, istihdam sağlayan, vergi veren, yatırım yapan; kimsenin almaya cesaret edemediği riskleri alarak fabrikasını ayakta tutmaya çalışan bir sanayicinin, bir sabah bütün emeğinin avuçlarının arasından kayıp gittiğini gördünüz mü?
Bugün görmek isteyen etrafına baksın.
Çünkü mesele yalnızca para değil.
Bir işletme battığında yalnızca bir bilanço kapanmıyor.
Bir işveren düşüyor.
Çalışanlar işini kaybediyor.
Tedarikçinin alacağı kalıyor.
Başka bir işletmenin çeki dönüyor.
Bir ailenin düzeni bozuluyor.
Ve zincir böyle devam ediyor.
Ekonomi yalnızca rakamlardan ibaret değildir. Ekonomi, sabah kepengi açarken içeride neyle karşılaşacağını düşünen esnaftır. Maaş gününde çalışanının karşısına mahcup çıkmamak için geceleri uyuyamayan patrondur. Çocuğuna belli etmeden borç telefonu kapatan babadır, annedir.
Enflasyon yalnızca fiyatları yükseltmez. Uzun sürdüğünde güveni, öngörülebilirliği ve insanların yarına ilişkin hesabını da aşındırır. Bunun yanına bir de ahlaki erozyon, sözün değer kaybetmesi ve borcun-alacağın birbirinden kopması eklenirse mesele ekonomik olmaktan çıkar; toplumsal bir yaraya dönüşür.
Sabah yine olacak.
Telefonlar yine çalacak.
Birileri yine “Bugün ne kadar ödeyebilirim?” diye hesap yapacak.
Birileri alacağını tahsil etmeye, birileri borcunu kapatmaya çalışacak.
Ve belki birileri yine kendi kendine:“Bugünü de çıkarabilirsem…” diyecek.
Asıl sormamız gereken soru şu: Üreten, çalışan, istihdam sağlayan insanları kaybetmeden bu insanların sesini ne zaman duyacağız?
Çünkü üreticiyi kaybettiğimiz gün yalnızca fabrikaların ışıkları sönmez.
Bir ülkenin geleceğinin ışıkları da birer birer söner.
Kaynak: Hasan Mete

