Prof.Dr. Osman Çakmak Yazdı: 28 Şubat Tiyatrosunun Yeni Perdesi
28 ŞUBAT TİYATROSUNUN YENİ PERDESİ
Dün televizyon ekranlarında, stüdyo ışıkları altında tarikatları şeytanlaştıran Reha Muhtar ve Sisi ikilisinin yerini, bugün sosyal medya algı operatörleri ve sol tandanslı muhabirler almış.
Dün bu tezgahın piyonu olarak vitrine çıkarılan Fadime Şahin’di, bugün ise büyük bir vakfın liderinin kızı.
Dün Müslüm Gündüz üzerinden muhafazakar kimlik hedef tahtasına oturtulmuştu, bugün ise Ziya Gümüşel üzerinden aynı nefret dili kusuluyor.
O gün Refah-Yol hükümetini devirmek için sokakları tencere tava sesiyle dolduran zihniyet, bugün de aynı iştahla mevcut iktidarı yıkmanın rüyasını görüyor. Vitrin yenilenmiş, dekorlar parlatılmış ama arkadaki sufle cemaati hiç değişmemiş.
Bu vakayı akıl ve mantık çizgisine oturtmayı imkansız kılan asıl şey, tam bir kara delik andıran o muazzam sessizlik sarmalıdır. Ortada öyle devasa bir paradoks var ki; tüm dindar camia, tarikatlar ve hükümet bu ithamlar yüzünden sanık sandalyesine oturtulmuş, amansız bir linç fırtınasının ortasında bırakılmış durumda.
Fakat ne hikmetse, fırtınanın merkezinde duran ve kendilerini savunması gereken birincil muhataplar adeta buz kesmiş, çıt çıkarmıyor.
Olayın asıl aktörleri, kendi haysiyetlerini ve temsil ettikleri kitleyi korumak adına kamuoyu önüne çıkıp tek kelime etmezken, ekranlarda onların yerine sol marjinal figürlerin sözcülük yapması akıl tutulmasından başka bir şey değildir.
Sadece iki kardeşin cılız açıklaması dışında tüm aile, damat ve yakın çevre adeta bu krizin sakız gibi uzamasını, muhafazakar sosyolojinin hırpalanmasını sessizce izliyor. Bu anlaşılmaz dilsizlik, akıllara “içeriden destekli” bir senaryonun veya derin bir manipülasyonun varlığını getiriyor.
Hak sahipleri kendi onurlarını korumak için parmağını oynatmıyorsa, dışarıdaki samimi kitlelerin onlar adına kendini siper etmesi rasyonel bir davranış olamaz.
STRATEJİK HATA
Ancak bu sosyal mühendisliği kurgulayanların gözden kaçırdığı, tarihsel bir körlük yaşadığı çok temel bir hakikat var.
Tarihsel Hafıza ve Fark: 1998 yılının Türkiyesi, askeri vesayetin gölgesinde nefes almaya çalışan, ekonomik olarak kırılgan ve koalisyonlarla felç edilmiş zayıf bir organizmaydı. O günün devleti ürkek, muhafazakar tabanı ise tecrübesizdi. Fakat bugünün Türkiyesinde, toplumsal tabanını çelik gibi konsolide etmiş, bu tarz asimetrik algı operasyonlarına karşı bağışıklık kazanmış deneyimli bir Erdoğan iradesi var. Dahası, Anadolu insanı artık bu bayat senaryoları yutmayacak, oltadaki yemi daha uzaktan görecek kadar keskin bir medya okuryazarlığına ve tarihsel hafızaya sahip.
6 yaşında bir çocuğun evlendirilmesi iddiası, neresinden bakarsanız bakın hukuken de ahlaken de tartışılmayacak bir sapmadır, bir faciadır. Ancak bu facianın külleri arasından siyasi bir rant devşirmeye çalışmak, bu sapma üzerinden topyekun bir inanç grubunu ve hükümeti tasfiye etmeye yeltenmek tam anlamıyla bir akbaba siyasetidir.
Bu tezgahı kuranlar geçmişin paslı anahtarlarıyla bugünün kapılarını açabileceklerini sanıyorlarsa, büyük yanılıyorlar.
Hayvan terli ve bu necip millet aynı delikten bir kez daha ısırılmayacak kadar uyanık.
Kaynak: Prof.Dr. Osman Çakmak
- Tarihi Konak ‘El-Patron’un - Haziran 21, 2026
- Tevfik Yaşar Tekeli Yazdı: ‘Insan’ İnşa Etmeyi Beceremedik - Haziran 21, 2026
- Haydar Mermer Yazdı: Sonunda Ben de “Eski Türkiyeci” Oldum - Haziran 21, 2026

