Cengiz Genç Yazdı: Manevi Vasiyetnamem

MANEVÎ VASİYETNAMEM

Bismillahirrahmanirrahim.

Hayat insana verilmiş bir emanet, ölüm ise bu emanetin sahibine teslimidir.

Ömrüm boyunca nice insan gördüm, nice hadiseye şahit oldum; devlet hizmetini, siyaseti, mücadeleyi, dostluğu, ayrılığı, sevinci ve hüznü yaşadım. Milletimin zor zamanlarını da gördüm, ayağa kalktığı günleri de… Bazen doğru bildiğimi söylediğim için yalnız kaldım; bazen yıllar sonra söylediğimiz bir sözün, yaptığımız bir tespitin haklılığının ortaya çıktığını gördüm.

Bugün geriye baktığımda kendime şu soruyu soruyorum:

“Cengiz, bu dünyadan geçerken geride ne bıraktın?”

Malın, makamın ve şöhretin gelip geçici olduğunu hayat bana fazlasıyla öğretti.

İnsanın asıl serveti; arkasından edilen hayır dua, yetişmesine vesile olduğu insan, savunduğu hakikat, ülkesine yaptığı hizmet ve kendisinden sonra yaşayacak temiz bir isimdir.

Ben de geride bırakabileceğim en kıymetli mirasın bu olduğuna inanıyorum.

AİLEME

Öncelikle aileme sesleniyorum.

Sizler benim bu dünyadaki en kıymetli emanetlerimsiniz.

Hayatın meşgalesi içerisinde bazen söyleyemediğim, bazen göstermekte eksik kaldığım sevgimi bilmenizi isterim.

Benden sonra birbirinizden kopmayın.

Mal yüzünden, para yüzünden, küçük dünya hesapları yüzünden kardeşliğinizi ve aile bağlarınızı zedelemeyin.

Dünya malının taksimi yapılır; fakat parçalanan gönlün taksimi olmaz.

Birbirinizin kusurunu büyütmeyin.

Biriniz düşerse diğeriniz elinden tutsun.

Biriniz dara düşerse öteki onun kapısını çalmadan yanında olsun.

Benden size kalacak en büyük mirasın herhangi bir mal veya eşya değil, birbirinize sahip çıkmanız olduğunu bilin.

Benim adıma yapacağınız en büyük iyilik de budur.

EVLATLARIMA VE BENDEN SONRA GELECEK NESİLLERE

Evlatlarıma ve benden sonra gelecek bütün nesillere vasiyetimdir:

İyi eğitim alın.

Fakat diplomayı ilim zannetmeyin.

Okuyun.

Araştırın.

Sorgulayın.

Bir sözü kimin söylediğinden önce doğru olup olmadığına bakın.

Şüphe araştırmanın başlangıcı olabilir; fakat hükmünüzün temeli daima delil ve hakikat olsun.

İnsanları mensubiyetlerinden dolayı peşinen yüceltmeyin veya mahkûm etmeyin.

Devletinize bağlı olun; fakat devlet adına yapılan her yanlışın da devletin kendisi olmadığını bilin.

Milletinizi sevin; fakat başka milletlere düşmanlık ederek milliyetçi olunamayacağını unutmayın.

Vatan sevgisini sloganla değil, çalışarak gösterin.

Üretin.

Bilime yönelin.

Teknolojiyi takip etmekle yetinmeyin, teknoloji üretin.

Toprağınızı küçümsemeyin.

Çiftçiyi hor görmeyin.

Köyü geçmişin kalıntısı olarak görmeyin.

Bir milletin şehirleri kadar tarlası, suyu, tohumu, hayvanı ve üreticisi de millî güvenliğinin parçasıdır.

Türkiye’nin geleceğinin yalnız siyasette değil; eğitimde, bilimde, tarımda, enerjide, savunma sanayiinde, teknolojide ve yetişmiş insan gücünde olduğunu unutmayın.

DEVLETE VE MİLLETE DAİR VASİYETİM

Benim anlayışımda devlet mukaddes bir sorumluluktur.

Devletin büyüklüğü yalnız ordusunun gücüyle değil; vatandaşına gösterdiği adaletle ölçülür.

Devlet güçlü olmalıdır.

Ama güç, adaletten ayrılmamalıdır.

Çünkü adaletsiz güç korku doğurur; adaletle birleşen güç ise güven doğurur.

Türkiye Cumhuriyeti bizim müşterek çatımızdır.

Türk’üyle, Kürt’üyle ve kendisini bu vatanın evladı kabul eden bütün vatandaşlarıyla bu ülke hepimizindir.

Terörün, ayrımcılığın, mezhep kavgasının ve etnik husumetin çocuklarımıza miras bırakılmamasını diliyorum.

Bu topraklarda insanlar birbirlerinin kimliklerini yok ederek değil, birbirlerinin hukukunu koruyarak büyük bir millet olabilirler.

Şehitlerimizi unutmayın.

Gazilerimizi unutmayın.

Onların fedakârlığını siyasi tartışmaların günlük malzemesi hâline getirmeyin.

Vatan uğruna hayatını veren insanın hatırası bütün siyasi hesapların üzerindedir.

Ben de Kıbrıs’ta Türk askerinin üniformasını giymiş bir insan olarak şunu hayatım boyunca taşıdım:

Vatan, yalnız üzerinde yaşadığımız toprak değildir; uğruna sorumluluk duyduğumuz emanettir.

SİYASETE DAİR

Siyasetin içinde uzun yıllar bulundum.

İnsanlar gördüm.

Liderler gördüm.

Dostluklar, ayrılıklar, sadakatler ve hayal kırıklıkları gördüm.

Benden sonra siyasetin içinde olacaklara bir sözüm varsa şudur:

Siyaseti geçim kapısına çevirmeyin.

Makamı şahsınızın büyüklüğü zannetmeyin.

Bugün oturduğunuz koltuğa yarın başka biri oturur.

İnsan koltuğa şeref katabiliyorsa değerlidir; koltuktan şeref bekliyorsa zaten kaybetmiştir.

Partiler devlet değildir.

Liderler de fanidir.

Esas olan millet ve devlettir.

Siyasi görüşünüz ne olursa olsun, Türkiye’nin menfaatinin parti menfaatinden daha büyük olduğunu hiçbir zaman unutmayın.

Yanlış yapan sizden diye yanlışına doğru demeyin.

Doğru söyleyen karşınızda diye doğrusunu inkâr etmeyin.

Bir milletin felaketi, insanların hakikati mensubiyetlerine göre değiştirmeye başladığı yerde başlar.

GENÇLERE

Gençlere ayrıca seslenmek isterim.

Ümitsiz olmayın.

Türkiye’nin eksikleri vardır.

Yanlışları vardır.

Bazen insanı öfkelendiren, üzen hadiseleri vardır.

Fakat bu topraklardan ümidinizi kesmeyin.

Gitmek zorunda kalabilirsiniz; okuyabilirsiniz, çalışabilirsiniz, dünyayı görebilirsiniz.

Fakat nerede yaşarsanız yaşayın, öğrendiğinizi bu ülkenin insanının iyiliğine nasıl dönüştürebileceğinizi düşünün.

Dünyayı tanıyın.

Dil öğrenin.

Başka milletlerin nasıl çalıştığını görün.

Ama kendinizi küçümsemeyin.

Başkasını taklit eden değil, dünyayla yarışan bir Türkiye’nin kurulabileceğine inanın.

Bunun yolu hamasetten değil;

ilimden, ahlâktan, disiplinden, üretimden ve çalışmaktan geçer.

YAZDIKLARIMA DAİR

Ömrüm boyunca düşündüklerimi zaman zaman yazıyla kayıt altına almaya çalıştım.

Yazdığım her şeyin kusursuz olduğunu iddia etmiyorum.

Bugün olsa bazı cümleleri başka türlü kurabileceğim, bazı değerlendirmeleri farklı yapabileceğim muhakkaktır.

Çünkü insan öğrenmeye devam ettiği müddetçe düşüncesi de gelişir.

Fakat yazılarımın arkasındaki temel niyetin bilinmesini isterim:

Ülkeme faydalı olmak.

Yanlış gördüğüme yanlış, doğru gördüğüme doğru diyebilmek.

Genç Haberler’de ve başka mecralarda yayımlanan çalışmalarımın şahsımı yüceltmek için değil; geleceğe küçük de olsa bir fikir, belge ve hafıza bırakmak için değerlendirilmesini isterim.

Benden sonra yazılarımı muhafaza edecek olanlardan ricam şudur:

Onları kutsamayın.

Ama kaybetmeyin.

Eleştirin.

Doğrusunu alın.

Yanlışını düzeltin.

Fakat bir dönemin şahidi olarak koruyun.

Çünkü milletlerin hafızası yalnız büyük devlet arşivlerinden değil, yaşadığı çağ hakkında söz söylemeye çalışan insanların bıraktığı kayıtlardan da oluşur.

MEMLEKETİME VE TOPRAĞIMA

İnsanın dünyayı dolaşması, büyük şehirlerde yaşaması, devlet adamlarıyla görüşmesi veya farklı görevlerde bulunması doğduğu toprağı küçültmez.

Aksine insan yaşlandıkça başlangıç noktasının kıymetini daha iyi anlıyor.

Köyü, toprağı, geçmişi ve büyüklerimizi unutmayın.

Mezarlıklarımızı, aile hafızamızı, yöremizin tarihini, geleneklerimizi ve bize kim olduğumuzu anlatan hatıraları koruyun.

Fakat geçmişte yaşamayın.

Geçmişi geleceğin önüne duvar yapmak için değil, geleceği daha sağlam kurmak için bilin.

DOSTLARIMA

Dostlarımdan helallik isterim.

Bilerek veya bilmeyerek gönlünü kırdığım biri varsa hakkını helal etsin.

Benim de üzerimde hakkı bulunan, bana iyiliği dokunan, zor günümde yanımda duran herkese minnettarım.

Bana karşı haksızlık etmiş olanlara da gücüm yettiğince hakkımı helal etmeye çalışıyorum.

İnsan bu dünyadan giderken yanında öfke götürmemeli.

Kırgınlıkların çoğu zamanla küçülüyor.

Ölümün karşısında dünya kavgalarının ne kadar küçük kaldığını insan daha iyi anlıyor.

SON SÖZÜM

Ben kusurları, doğruları ve yanlışlarıyla bir ömür yaşadım.

Hiçbir zaman kusursuz olduğumu düşünmedim.

Fakat doğru bildiğim şeylerin arkasında durmaya çalıştım.

Ülkemi sevdim.

Milletimin güçlü olmasını istedim.

Devletimin itibarlı olmasını istedim.

İnsanımızın daha müreffeh, daha eğitimli, daha huzurlu yaşamasını istedim.

Elimden geldiğince çalıştım.

Eksik bıraktıklarım olmuştur.

Yanlış yaptıklarım da muhakkak vardır.

Son hükmü ne insanlar ne tarih verir.

Son hüküm Allah’ındır.

Benden sonra ismimin önüne hangi sıfatın yazıldığı önemli değildir.

Makamlarımı da unvanlarımı da unutabilirsiniz.

Beni hatırlayacaksanız;

ülkesini seven, doğru bildiğini söylemekten çekinmeyen, öğrenmeye ve araştırmaya ömrünün sonuna kadar devam etmeye çalışan bir insan olarak hatırlayın.

Çocuklarımdan, yakınlarımdan ve beni sevenlerden tek isteğim vardır:

Benim için birbirinize küs kalmayın.

Benim adıma kavga etmeyin.

Dünya malı için birbirinizin gönlünü kırmayın.

Birbirinizi koruyun.

İhtiyacı olanın yanında olun.

Okuyun.

Üretin.

Vatana faydalı olun.

Ve ardınızdan hayırla anılacak bir hayat yaşamaya çalışın.

Bir insanın geride bırakabileceği en büyük mirasın;

temiz bir isim, faydalı bir eser, hayırlı evlatlar ve insanların gönlünde kalan güzel bir hatıra olduğuna inanıyorum.

Rabbim varsa kusurlarımı affetsin.

Hak sahiplerinin haklarını helal etmelerini nasip etsin.

Ailemi, evlatlarımı, dostlarımı ve milletimi korusun.

Devletimize güç, milletimize birlik, ülkemize huzur versin.

Türkiye’yi kıyamete kadar hür, müstakil ve güçlü eylesin.

Benden sonra gelecek nesillere de yaşadıkları ülkeyi aldıklarından daha güzel bırakmayı nasip etsin.

Benim vasiyetim bundan ibarettir.

Takdir Allah’ındır.

Kaynak: Cengiz Genç
8 Ağustos 2026

Admin Ali Süzen
Sosyal Medya

Admin Ali Süzen

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.