Dr. Osman Çakmak Yazdı: Asalak Üniversite Kavramı Üzerine…

Asalak Üniversite Kavramı Üzerine…
ASALAK ÜNİVERSİTE kavramını Tahsin Görgün hoca kullanıyor. Bu tanımlamayı takdir etmiş kullanmıştım. Gürkan Ergen hoca bunun yanına ÇAKMA BİLİM kavramını ekledi.
Aslında bu da benim de aradığım kavramdı.
ASALAK ÜNİVERSİTEDE gerçek bilim olmaz elbette. Türkiye’de yapılan genelde ÇAKMAK BİLİM
Tabi ki bu asalak ortamda asliyetini muhafaza eden ve gerçek bilimle uğraşan hocalarımız az değil. Ancak bu çabalar topluma mal olmuyor. Yani gayretli hocalarımızın çabasını bu tanımların dışında tutuyor. Üniversitelerde göze çarpan şeyler varsa bu gayretli ve hamiyetli hocalarımızın eseridir.
Bİz konumuza dönelim tekrar.

Asalak üniversite Batı’nın ürettiği gerçek bilim ve hakikate dayalı ilmî birikimi taklit etmiyor.

Ülkemizde üniversitelerin asıl problemi Batı’nın modern dönemde ortaya çıkardığı çakma, indirgenmiş ve hakikatten koparılmış sömürge ülkeler için geliştirilmiş bilim anlayışının sorgulanması ve taklit edilmesi.
Dolayısıyla bizim eleştirdiğimiz şey Batı’nın ilmi değil; ilmi maddî ve faydacı bir alana indirgeyen sömürge anlayışa hapseden yapıya dayalık yaşamak (asalaklık).

Bizim kendi üniversite yapımızın olmadığını bize ve ülkeye çalışan üniversite bulunmadığı gerçeği ile yüzleşmemiz lazım.

Bu çerçevede Tahsin Görgün hocanın asalak üniversite teriminin ne anlama geldiğini biraz açıklamaya çalışayım.

Prof. Dr. Tahsin Görgün, Türkiye’deki ve genel olarak Batı dışı dünyadaki modern üniversite yapılanmasını eleştirirken “asalak” (parazit) tabirini sıklıkla ve çok spesifik bir kavramsal çerçevede kullanır.
Tahsin Görgün’ün üniversiteyi “asalak bir yapı” olarak tanımlamasının arkasında yatan temel argümanlar şunlar olduğunu düşünüyorum.

Özgün Bilgi Üretiminin Olmaması: Görgün’e göre mevcut üniversiteler, kendi toplumunun ontolojik ve epistemolojik temellerine dayalı yeni bir bilimsel bakış açısı üretmez. Bunun yerine, Batı’da üretilen bilgiyi ithal eden, tercüme eden ve ezberleten “distribütör” (dağıtıcı) kurumlar gibi çalışır.

Tek Yönlü Kaynak Tüketimi (Toplumsal Maliyet): Bu kurumlar; devletin bütçesini, milletin vergilerini ve en önemlisi gençlerin en verimli yıllarını devasa boyutlarda tüketir. Ancak bu muazzam tüketime karşılık, içinde bulunduğu toplumun kendi dertlerine, ihtiyaçlarına ve inşasına yönelik dişe dokunur bir çözüm sunmaz. Tıpkı biyolojik bir asalak (parazit) gibi, üzerinde yaşadığı organizmayı beslemeden sadece onun kaynaklarını tüketerek varlığını sürdürür.

Organik Bağın Eksikliği: Üniversite, kendi coğrafyasının tarihi ve kültürel sürekliliğinden kopuk, dışarıdan kalıp halinde monte edilmiş bir aygıt olduğu için toplumla organik bir bütünlük kuramaz. Bu durum kurumu sürekli dışarıya bağımlı, içeride ise tüketici pozisyonunda tutar.
Özetle; Batı dışı toplumlarda üniversitenin kendi ayakları üzerinde duran epistemolojik bağımsızlığını kazanamaması ve sadece Batı’nın bilgi üretim süreçlerinin pasif bir aktarıcısı/taklitçisi olması durumu, Tahsin Görgün’ün eleştirilerinde “asalaklık” olarak tanımlanmaktadır.
Hatta belki “asalak eğitim” kavramının arkasındaki asıl mesele de burada ortaya çıkıyor. Eğitim sistemimiz kendi düşüncesini, kendi kavramlarını ve kendi hikmet perspektifini üretmek yerine, hazır bir epistemolojiyi alıp onun üzerine bir eğitim sistemi kuruyorsa, ortaya sadece bilgi ithali değil, düşünce asalaklığı da çıkıyor.

Bu bakımdan Gürkan hocanın“çakma, indirgenmiş bilim anlayışı” ifadesi benim aradığım terimi tam karşılıyor.

İnşallah meseleyi biraz daha açtığımızda “Batı bilimine karşı olmak” gibi sığ bir tartışmadan kurtulup, hakikî bilim ile bilimin indirgenmiş ideolojik versiyonu arasındaki farkı ortaya koyabiliriz.

****

Bu çerçevede Tahsin Görgün hocanın asalak üniversite teriminin ne anlama geldiğini biraz açıklamaya çalışayım.

Prof. Dr. Tahsin Görgün, Türkiye’deki ve genel olarak Batı dışı dünyadaki modern üniversite yapılanmasını eleştirirken “asalak” (parazit) tabirini sıklıkla ve çok spesifik bir kavramsal çerçevede kullanır.
Tahsin Görgün’ün üniversiteyi “asalak bir yapı” olarak tanımlamasının arkasında yatan temel argümanlar şunlar olduğunu düşünüyorum.

Özgün Bilgi Üretiminin Olmaması: Görgün’e göre mevcut üniversiteler, kendi toplumunun ontolojik ve epistemolojik temellerine dayalı yeni bir bilimsel bakış açısı üretmez. Bunun yerine, Batı’da üretilen bilgiyi ithal eden, tercüme eden ve ezberleten “distribütör” (dağıtıcı) kurumlar gibi çalışır.

Tek Yönlü Kaynak Tüketimi (Toplumsal Maliyet): Bu kurumlar; devletin bütçesini, milletin vergilerini ve en önemlisi gençlerin en verimli yıllarını devasa boyutlarda tüketir. Ancak bu muazzam tüketime karşılık, içinde bulunduğu toplumun kendi dertlerine, ihtiyaçlarına ve inşasına yönelik dişe dokunur bir çözüm sunmaz. Tıpkı biyolojik bir asalak (parazit) gibi, üzerinde yaşadığı organizmayı beslemeden sadece onun kaynaklarını tüketerek varlığını sürdürür.

Organik Bağın Eksikliği: Üniversite, kendi coğrafyasının tarihi ve kültürel sürekliliğinden kopuk, dışarıdan kalıp halinde monte edilmiş bir aygıt olduğu için toplumla organik bir bütünlük kuramaz. Bu durum kurumu sürekli dışarıya bağımlı, içeride ise tüketici pozisyonunda tutar.
Özetle; Batı dışı toplumlarda üniversitenin kendi ayakları üzerinde duran epistemolojik bağımsızlığını kazanamaması ve sadece Batı’nın bilgi üretim süreçlerinin pasif bir aktarıcısı/taklitçisi olması durumu, Tahsin Görgün’ün eleştirilerinde “asalaklık” olarak tanımlanmaktadır.
Kaynak: Dr. Osman Çakmak

Admin Ali Süzen
Sosyal Medya

Admin Ali Süzen

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.