Edirne Kulisi/M. Ali Terzioğlu Yazdı: Ordan Burdan Rektör Hatipler’den…

Ordan Burdan Rektör Hatipler’den..!

Ne zamandır beni böyle bi başıma bırakıp mola vermemişti, patronum Ali Süzen…

Aldı başını çekip gidiverdi ben de ardından bakakaldım, iyi mi?

Belki şöyle düşünebilirsiniz: Daha iyi ya.. Hazır patron yokken sen de birazcık olsun kendini salar, kafanı dinlersin…

İşte, o öyle olmuyor sayın okur!

Teşbihte hata olmaz, adeta sudan çıkmış balığa dönmüş gibi oldum.

Aylak bakkal, veresiye defterini karıştırırmış.. Tuttum ben de Ali Süzen’in bana özenerek bi nevi kulis yazarlığına soyunduğu ama eline yüzüne bulaştırdığı X’teki Varan-1,2,3,4,5 seri nolu tivitlerine göz attım. Bi hatırlayalım mı neler karalamış:

“Bismillâh!..

Varan-1- Edirne’nin Manukyan’ı olarak bilinen Zübeyde Karadeniz, nam-ı diğer Betül Anne kimdir?

Varan-2- Betül Anne nam, Zübeyde Karadeniz, Edirne Genelevi (Kerhane) işletmecisidir….

Varan-3- Betül Anne nam Zübeyde Karadeniz, Edirne’de 364 (Yazı ile Üçyüz altmışdört gayrimenkul sahibi bir Ermeni Asıllı Türk vatandaşıdır.

Bu kadar, inanılmaz değerdeki gayrimenkullerin varisi  Murat Karadeniz, ABD ve Fransa’da yaşamaktadır….

Varan-4- Bu gayrimenkullerin avukatı, Edirne Ak Parti İl Teşkilatında görev yapmış ve halen görevde olan babası, Edirne Protokolünde İlk sıralarda yer alan biri midir?

Varan-5- İşbu gayrimenkullerin Emlak Danışmanlığını yapan Ak Parti Edirne İl veya İlçe Teşkilatında başkanlık düzeyinde görev yapmış biri midir?”

Ali Süzen’in bu paylaşımı üzerine bu konuyla ben de ilgilendim.

Sonuç mu?

Çoğu bilgi doğru olmakla birlikte ufak tefek hatalar yok değil..

Mesela; Bir defa Edirne’nin Manukyan’ı sayılan Betül Anne lakaplı Zeynep Karadeniz, aslen Türk. Köstence’den Tekirdağ/Şarköy’e oradan da Edirne’ye göç etmişler.

Genelev Patronluğu ile pek te bağdaşmayacak bir şekilde de hayırsever biri…

Amma…

Edirne’nin kalbinde çok sayıda gayrimenkul sahibi olduğu doğrudur.

Avukatı kim, peki?

Patronum Ali Bey, bu sorunun cevabını okurlarına bırakmış…

Kimileri tarafından (çok az bir sayı), doğru tahmin edilmişse de çoğu cevabı bana sordu.

Bana göre olmamış…

Cevabı da vermeliydi.

Doğru cevabı ben vereyim o zaman:

TÜ Rektörü Mustafa Hatipler’in biricik oğlu Av. Tarık Hatipler…

Peki, bu bir kabahat mi?

Kişiye, kişinin dünya görüşüne göre değişir.

Bana göre, eğer siz Ak Parti gibi bir yere mensup iseniz ve o partiden milletvekilliğine aday olacak kadar üst düzey görevler üstleneceksiniz geçmişi, kazancı genelev işletmeciliğinden gelen bir kişinin vekâletini almamalısınız!

Av. Tarık Hatipler; önce Ak Parti Edirne   Gençlik Kolları Başkanı sırasıyla sonra AK Parti Gençlik Kolları İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, sonra da 2023 seçimlerinde Edirne’den 2.

Sıra Milletvekili Adayı, sonrasında Türkiye Teknoloji Takımı (T3) Vakfı’nın Edirne, Tekirdağ, Kırklareli ve Çanakkale’den oluşan Marmara 3’üncü Bölge Temsilciliği görevine getirildi.

Bu konuda başka söze gerek yoktur diye düşünüyorum.

***

TÜ Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin içler acısı hali pür melali:

Bu konuda sözü Gökhan Tuzladan’a bırakalım:

“Trakya Üniversitesi Hastanesi’nde hastaların yatırıldığı ortamın kabul edilebilir bir durumda olması gerekiyor. Ancak iddialara göre; yırtık, kanlı ve idrar lekeli çarşaflar ile yıpranmış yataklar kullanılıyor. Bu tablo, hem hijyen hem de hasta güvenliği açısından ciddi soru işaretleri doğuruyor.

Yönetim, “Çarşafları ve malzemeleri veriyoruz, personel sermiyor.” diyor. Personel ise, “Malzeme verilirse elbette sereriz.” cevabını veriyor. Ortada bir çelişki var.

Eğer gerçekten malzeme veriliyor da kullanılmıyorsa, bunun sorumluları hakkında gerekli idari işlemler derhal yapılmalıdır. Yok, malzeme temin edilmiyorsa, o zaman sorumluluk yönetimdedir ve çözüm üretmek yine onların görevidir.

Hiçbir hasta; yırtık, lekeli ve hijyenik olmayan yataklarda tedavi görmek zorunda bırakılmamalıdır. Sağlık hizmetinde mazeret değil, çözüm üretilmelidir.”

Devam ediyor Tuzladan:

“Hastaneye Bir Dokunduk, Bin Ah İşittik…

Önceki gün Trakya Üniversitesi Hastanesi’nde tedavi gören yaşlı bir hastanın yırtık, kan lekeli ve idrarla kirlenmiş olduğu iddia edilen çarşaflarda yatırılmasıyla ilgili gelen görüntüleri kamuoyuyla paylaşmıştık. Paylaşımın ardından beklenen, bu vahim iddiaların araştırılması ve varsa eksikliklerin hızla giderilmesiydi.

Ancak görünen o ki hastanede başlayan telaşın odağı sorunları çözmek değil, “Bu görüntüleri Gökhan Tuzladan’a kim gönderdi?” sorusunun cevabını bulmak olmuş. Bizim için haber kaynağının gizliliği gazeteciliğin en temel ilkelerindendir. Hiçbir şart altında bilgi ve görüntü paylaşan kişilerin kimliğini açıklamayız.

İşin daha da düşündürücü tarafı ise, iddialara göre hastane yönetimi veya ilgili birimler kısa süre içerisinde görüntülerin hangi serviste, hangi odada ve hangi hastaya ait olduğunu tespit etmiş. Buraya kadar “inceleme yapılıyor” denilebilir. Ancak sonrasında yaşananlar tam anlamıyla soru işaretleriyle dolu.

İddiaya göre kalça kırığı nedeniyle tedavi gören yaşlı kadın için apar topar taburcu işlemleri başlatılıyor. Daha sonra ise “Hasta isimleri karıştırılmış” denilerek taburcu işlemi iptal ediliyor. Şimdi sormak gerekiyor; hem hastayı apar topar taburcu etmeye çalışıyorsunuz hem de ardından “İsimleri karıştırdık” diyorsunuz. Bu nasıl bir yönetim anlayışıdır? Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?

Bu olayın ardından hastaneden öyle çok mesaj, fotoğraf ve video gelmeye başladı ki anlatmakla bitmez. Hastane içerisinde dolaşan böcekler, akan tavanlar, temizlenmeyen tuvaletler, hijyenden uzak görüntüler, acil serviste devam eden inşaat nedeniyle toz ve duman içinde tedavi görmek zorunda kalan hastalar…

Bunların tamamı, iddialar doğruysa, bireysel hataların ötesinde ciddi bir yönetim sorununa işaret ediyor. Bir sağlık kuruluşunda öncelik; hastanın güvenliği, hijyen ve kaliteli hizmet olmalıdır.

Rektörün bu konulara hassasiyet gösterdiği ifade edilse de, uygulama noktasında aynı hassasiyetin gösterildiğini söylemek güç. Vatandaşlardan gelen şikâyetler, bazı birimlerde işlerin gerektiği gibi yürümediği yönünde ciddi soru işaretleri oluşturuyor.

Sonuç olarak, Trakya Üniversitesi Hastanesi ile ilgili iddialar bununla sınırlı değil. Önümüzdeki süreçte kamuoyunu yakından ilgilendiren başka konuları da belge ve bilgiler ışığında paylaşmaya devam edeceğiz. Hatta öyle bir güvenlik zafiyeti iddiası var ki, duyduğunuzda şaşırabilirsiniz. Onun da zamanı geldiğinde kamuoyunun bilgisine sunacağız.

Çünkü amaç kimseyi hedef almak değil; vatandaşın daha sağlıklı, daha güvenli ve insan onuruna yakışır şartlarda sağlık hizmeti almasını sağlamaktır.”

***

Şair Rektörümüz geçmişte muhasebeci idi, biliyorsunuz…

Muhasebeci Hatipler, aynı zamanda hizmetlerinin kredi ihtiyaçlarını temin için de iş yaptığı bir kamu bankasında çalışanlara ama özellikle cins-i latif’e(kızlar), her gün değişik şiirler okur, onların gönüllülerini kazanmaya çalışırmış.. Yine bir gün, emanet olarak temin ettiği bir Mercedes marka otomobille onları, Meriç Nehri kenarında bir mekana yemeğe götürmüş..

İş bu banka çalışanı kızlar kendi aralarında, ‘seninki bakalım bugün nasıl bir şiir okuyacak’ der ve kıkırdaşırlarmış…

Bu kadar kulis bilgisi bu yazı için sanırım yeterlidir sayın okurlarım.

Şen ve esen kalın!

Kaynak: M. Ali Terzioğlu, 29.07.2026-Edirne

Admin Ali Süzen
Sosyal Medya

Admin Ali Süzen

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.