Hikaye/Gülsevin Kuzu Yazdı: Son Bakış/1

SON BAKIŞ/1
Evde ağır bir sessizlik vardı.
Taziyeye gelenler tek tek karşılanıyor, ikramlar yapılıyor, herkes aynı cümleyi kuruyordu:
“Allah rahmet eylesin.”
Evin içinde büyük bir acı vardı. Kimse yüksek sesle konuşmuyor, herkes yaşananların ağırlığını hissediyordu. Bu bir kaza değildi, uzun süren bir hastalığın sonucu da değildi. Yaşananların ardında, kimsenin kolay kolay kabullenemeyeceği bir gerçek vardı.
Oysa sadece on yıl önce her şey çok farklıydı.
Sacit Bey, şehrin sayılı zenginlerinden biriydi. Yıllarca çalışmış, mobilya sektöründe büyümüş ve önemli bir servet elde etmişti. Bulunduğu her ortamda saygı görür, insanlar onun fikirlerine değer verirdi.
Fakat Sacit Bey’in hayatında paranın yeri çok büyüktü.
Kazancı arttıkça mutlu olur, yaptığı her harcamayı ise dikkatle hesap ederdi. En küçük masraf bile bazen canını sıkardı. Tasarruf etmeyi hayatının en önemli kurallarından biri olarak görürdü.
Çalışanlarına işlerinin karşılığını verirken her zaman en düşük maliyetle hareket etmeye çalışırdı. Fazla mesai yaptırdığı zamanlarda çoğu kez bunun karşılığını vermekten kaçınır, yasal sorun yaşamamak için gerekli ödemeleri yapardı. Yemek masraflarını bile azaltmanın yollarını arardı.
Misafir ağırlamayı pek sevmezdi. Düğün, davet gibi organizasyonlara da genellikle kendi çevresinden ve kendi konumunda gördüğü insanların çağrılarına katılırdı. Takısını gönlünden geldiği için değil, “ayıp olmasın” ve günü geldiğinde karşılığı alınsın diye takardı.
Arkadaşlarıyla bir araya geldiğinde ikram edilenleri geri çevirmez, güzelce yer içerdi. Ancak sıra kendisinin ikram etmesine geldiğinde çoğu zaman geri dururdu. Dostları ona gülerek “pinti” diye takılır, bunu fazla önemsemezlerdi.
Sacit Bey’in en değer verdiği kişi ise kızı Jale’ydi.
Biricik kızını adeta bir prenses gibi büyütmüştü. Onun istediği hiçbir şey geri çevrilmemişti. Evde herkes Jale’nin mutluluğu için çabalardı.
Bir gün Jale, babasının karşısına geçerek hayatındaki önemli bir kararı paylaşmak istedi.
“Baba, seni biriyle tanıştırmak istiyorum. Onu seviyorum.”
Bu sözler Sacit Bey’i bir anda düşündürdü.
Kızının mutlu olmasını istiyordu. Ancak hayalindeki damat; güçlü, varlıklı ve kızını rahat ettirebilecek biriydi. Jale’nin hayatı boyunca hiçbir sıkıntı çekmemesini istiyordu.
Hale Hanım eşine,
“Bir gelsin, tanışalım. Kızımız onu çok seviyor. Onun hatırına görüşelim.” dedi.
Sacit Bey önce istemedi. Fakat ailesinin ısrarı üzerine kabul etti.
Damat adayını araştırmaya başladı.
Ferit’in dürüst, çalışkan, güzel ahlaklı ve saygılı biri olduğunu öğrendi. Çevresinden onun hakkında kötü bir söz duymadı.
Ancak Sacit Bey’in kafasındaki en büyük soru işareti belliydi.
Ferit fakirdi.
Tanışma günü Ferit, elinde bir demet çiçekle eve geldi. Büyüklerine karşı saygılı, konuşması düzgün, davranışları ölçülü bir gençti. İlk bakışta iyi bir insan olduğu anlaşılıyordu.
Fakat Sacit Bey bütün bunlara rağmen maddi durumunu düşünüyordu.
Bu evliliğe razı olmadı.
Aylar boyunca kızını bu kararından vazgeçirmeye çalıştı. Jale ile defalarca konuştu. Ona geleceğini, rahat bir hayat sürmesini düşündüğünü anlattı. Hale Hanım ise sürekli araya girerek Ferit’in karakterinin ve insanlığının önemli olduğunu söyledi.
Evde aylar süren konuşmalar, tartışmalar yaşandı.
Jale sevdiği insandan vazgeçmek istemiyor, Hale Hanım kızının mutluluğunu savunuyor, Sacit Bey ise kendi doğrularından vazgeçmiyordu.
Sonunda uzun süren ikna çabalarının ardından Sacit Bey, istemeyerek de olsa bu evliliğe onay verdi.
Kısa süre sonra düğün yapıldı.
Jale ve Ferit, sevdikleri insanların dualarıyla yeni hayatlarına başladı. Sacit Bey her ne kadar içinde bazı soru işaretleri taşısa da kızının mutluluğu için bu evliliği kabullenmeye çalıştı.
Ferit’in yalnız yaşayan, hasta bir annesi vardı. Oğlundan başka kimsesi yoktu.
Ferit, evlendikten sonra da annesini yalnız bırakmak istemiyordu. Elinden geldiğince ona yardım etmek, yanında olmak istiyordu.
Bu durum Sacit Bey’in hoşuna gitmedi.
Ferit’in annesine yardım etmesini istemiyordu.
“Yardım edeceksen kendi maaşından edeceksin. Bizim kazancımızdan tek kuruş gitmeyecek. Bir de annen sık sık bu eve gelip kızımı rahatsız etmeyecek.” dedi.
Ferit zor bir durumda kaldı. Bir tarafta yıllarca kendisine emek veren annesi, diğer tarafta yeni kurduğu yuvası vardı.
Sevdiği kadınla huzurlu bir hayat kurabilmek için bu şartları kabul etti.
Hayat bir süre bu şekilde devam etti.
Ancak hiç kimse, yıllar sonra başlayacak büyük değişimin ve Sacit Bey’in hayatını altüst edecek olayların yaklaştığını bilmiyordu.
Devam Edecek

Kaynak: Gülsevin Kuzu

Gazeteci-Yazar

Admin Ali Süzen
Sosyal Medya

Admin Ali Süzen

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.