Mahmut Çetin Yazdı: Ak Parti Yol Ayrımındadır
#AkPartiYolAyrımındadır!
Kemalizm, Teslimiyet ve AK Parti’nin Yol Ayrımı
Türkiye’de siyasetin vitrininde kimlerin oturduğu, mühre kimlerin bastığı ya da sandıktan kimlerin birinci çıktığı gerçeği, bu toprakların en büyük yanılgısıdır!
Gerçek güç, sandıkların çok ötesinde,
Bu ülkenin kılcal damarlarına sinmiş,
Bürokrasiden akademiye,
Yargıdan Sivil Toplum Kuruluşlarana kadar her köşe başını tutmuş köklü bir “Zihniyet” mimarisidir!
Geçtiğimiz günlerde Terme Belediyesi AK Parti Grubu Meclis Üyesi Rümeysa Eker’in sosyal medya paylaşımları üzerinden koparılan fırtına ve sonrasında yaşananlar, bize bu ülkedeki güç dengelerinin aslında hiç değişmediğini bir kez daha kanıtlamış oldu!
Eker, Kemalist zihniyetin yaşam tarzı dayatmalarına,
Ve Toplumsal Değer Yargılarına dair bir eleştir paylaştı; ardından malum çevreler tarafından adeta bir siyasi linç kampanyası başlatıldı!
Kemalist kesimden,Yaşam tarzları ya da Toplumsal Değer Yargılarına herhangi bir;
“Hayır, bunlar kişisel bir iddia ve iftiradır,
Bunlar kabul edilemez!” anlamında bir reddiye geldi mi?
Hayır, gelmedi!
Peki linç edilecek kadar şiddetli itiraz neyin nesiydi?
Sosyal Medyada Yayınlanması!
Hani bir hikaye vardır;
Genelev kadınının;
“Namusumla çalışıyorum..” hesabı..
Geçelim..
İşin en dramatik ve üzerinde düşünülmesi gereken kısmı ise burası değil.
Asıl düşündürücü olan, mensuplarını “Dik Duruş” şiarıyla arkasında toplamış olan AK Parti’nin, bu linç karşısında kendi üyesini savunmak yerine, adeta bu baskıya boyun eğerek istifa mekanizmasını işletmesidir!
Bu bir istifa değil;
Görünmez bir elin dayatmasıyla gerçekleşen şık bir “İhraçtır!”
Peki, neydi bu korkunun sebebi nedir?
AK Parti’yi kendi mahallesinin sesine kulak tıkamaya,
Kendi üyesini feda etmeye zorlayan o devasa gölge neyin nesidir?
Tam bu noktada, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) eski başkanı Türkan Saylan’ın hafızalara kazınan o meşhur itirafını hatırlamak gerekir!
Ne diyordu göğsünü gere gere?
“İktidarda kim olursa olsun, köşe başlarında biz olduktan sonra..”
Ve yine Türkan Saylan’ın şu sözleri;
“Biz asılız; dolayısıyla bu ülkede bizim istemediğimiz hiçbir şeyin olması mümkün değildir!”
Bu sözler, sıradan bir sivil toplum liderinin temennileri değil,
Türkiye’deki derin yönetim modelinin, başka bir ifadeyle “Müesses Nizam’ın” açık bir manifestosudur!
Saylan, bu sözleri söylerken arkasındaki o devasa, seçilmemiş ama her şeye muktedir olan Kemalist zihniyet adına konuşuyordu!
Bu itiraf, bu ülkede yönetim şeklinin aslında hiçbir zaman tam anlamıyla bir “Demokrasi” olmadığının, sandığın sadece bir formaliteden ibaret görüldüğünün en net ilanıydı!
Rümeysa Eker’e gösterilen o organize tepkiler ve AK Parti genel merkezinin takındığı geri adım atan tavır, yıllar sonra Türkan Saylan’ı maalesef haklı çıkarmış mıdır?
Evet, çıkarmıştır!
Köşe başları hala aynı zihniyetin elindedir ve o köşe başlarından yükselen bir hırıltı, koca bir iktidar partisine geri adım attırmaya da yetmektedir!
Görünen odur ki, Kemalizm bu topraklarda rasyonel bir siyasi ideoloji olmanın çok ötesine geçmiştir!
Nasıl yani?
Birtakım çevreler tarafından Kemalizm;
Sorgulanamaz dogmaları,
Aforoz mekanizmaları,
Ve kutsal ritüelleri olan..
Seküler bir “Din” haline getirilmiştir!
Bazı okullarda çocukların büstler ve heykeller önünde secde ettirildiği o tüyler ürpertici görüntüler, bu zihniyetin pedagojik bir eğitim anlayışı değil,
Dinsel bir tapınma ayini organize ettiğinin en somut kanıtıdır!
Burada derin bir komplo teorisini masaya yatırmanın vakti gelmiş midir?
Dayımız der ki;
“Acaba AK Parti, Vesayet Odaklarını Tasfiye Ettiğini Düşünürken..
Aslında O Odakların İçinde Eriyip Kuruluş Gayesini Unutup Gitti mi?”
Yıllarca vesayetle mücadele eden, “Muhtar bile olamaz” denilen liderlerin arkasında saf tutan muhafazakar kitle, bugün kendi teşkilatlarının “Kemalist” çizgiye postunu serdiğini, onlarla uyumlu görünmek için can attığını hayretle izlemektedir.
AK Parti, kültürel hegemonya kuramadığı o azgın azınlığın rızasını alabilmek, “makul ve çağdaş” görünebilmek adına kendi kimliğinden, kendi sosyolojisinden ve kendi dava arkadaşlarından ödün vermektedir.
Bu durum, AK Parti’nin Kemalist kitle karşısında dik duruş sergileyememesinden ziyade,
Sessiz sedasız bir “Kemalistleşme” sürecine girdiğinin işareti midir?”
Ya da şöyle mi denilmeli?
“Kemalist Sistem, Kendisine Karşı Çıkanları En Sonunda Kendi Rengine Boyamayı Başarmıştır!”
Sonuç olarak; Rümeysa Eker olayı, sadece yerel bir meclis üyesinin istifası değil ama;
“Türkiye’de Aslî Unsurların Kimler Olduğunu Hatırlatan Sert Bir Şamardır!
Eğer muhafazakar siyaset, köşe başlarını tutanların rüzgarına göre yelken açmaya devam edecekse, sandıktan çıkan milyonların iradesinin ne anlamı kalacaktır?
Tarih, kendi mahallesini koruyamayan,
Kurucu değerlerini seküler kutsallara kurban eden yapıların tasfiyesiyle doludur!
AK Parti, ya o köşe başlarını millet adına gerçekten fethedecek,
Ya da o köşe başlarında nöbet tutanların çizdiği sınırların içinde eriyip gidecektir!
Ak Parti’ye gönül bağıyla bağlı milyonlar adına söyleyelim;
“Ak Parti Yol Ayrımındadır!”
Mahmut Çetin
———————
Recep Tayyip Erdoğan
T.C. Cumhurbaşkanlığı
AK Parti
Numan Kurtulmuş
Binali Yıldırım
Ahmet Büyükgümüş
Dr.Fatma Betül Sayan
Yusuf Ziya Yılmaz
Nihat Zeybekci
Çiğdem Karaaslan
Ömer İLERİ
Ömer Çelik
Kaynak: Mahmut Çetin
- Gündüz Demirhan Yazdı: Gökçek”Denilince Aklıma İlk Gelen: Milyar Dolarlık Jelibon Madenleri… - Ağustos 4, 2026
- Savcı Sayan Yazdı: Ekonomi Yönetimi mi, Tahsilat Dairesi mi? - Ağustos 4, 2026
- Süleyman Tuğrul Yazdı: “Bu Kadar Mehir Olur mu Hocam?!” - Ağustos 4, 2026

