Şenay Tek Yazdı: Toplumlar, Hak Ettikleri, Kendilerine Benzeyen Kişiler Tarafından Terbiye Edilir!

Toplumlar, Hak Ettikleri, Kendilerine Benzeyen Kişiler Tarafından Terbiye Edilir!
Ömer Bin Abdülaziz halife olunca, emevi soyuna mensup olduğu için devlete kapak atan, devletten maaş alan herkesin maaşlarını keser.. Bu yüzden akrabalarından büyük tepki alır.. ona tepki gösterenlerden birisi de halasıdır.. halası bir hışımla Ömer Bin abdülaziz’in huzuruna çıkar ve o güne kadar verilen maaşının neden kesildiğinin hesabını sorar… Ömer Bin Abdülaziz yardımcılarından kendisine büyükçe bir et parçası ve demir para getirmelerini emreder.. parayı maşayla ateşin içine tutar iyice kızdırdıktan sonra alır ve etin üzerine sıkıca bastırır.. o bastırdıkça çiğ et Daha fazla cızırdamaya başlar ve etrafa müthiş kötü bir koku yayar.. Ömer Bin Abdülaziz halasına döner ve; “işte devletten haksız yere alınan para da böyledir..O paralar halkın parasıdır, kimsenin babasının malı değildir halacığım…Eğerki sizler halka ait paraları, adaletsiz bir şekilde almaya devam ederseniz,kıyamet günü o paralar kızdırılır ve etinizi böyle dağlar..” der.. halasının itiraz edecek hiçbir şeyi kalmaz ve huzurdan çekilir…
Evet…
Tarihte iki tane Ömer vardır ki, her ikisinin de adaleti cihana örnek teşkil edecek cinstendir… biri hazreti ömer’dir, diğeri de yine onun soyundan gelen Ömer Bin abdülaziz’dir… Hazreti Ömer’i tanımayanınız yoktur… Ömer Bin Abdülaziz ise emevi soyundan gelir..ama.. Baba tarafı emevi soyundan gelse de, anne tarafı hazreti Ömer’in soyundandır.. hazreti Ömer’in oğlu Abdullah bin Ömer, Ömer Bin abdülaziz’in öz be öz dayısıdır.. bildiğiniz gibi Abdullah bin Ömer,
hadis ve fıkıhta çok önemli yeri olan büyük bir sahabidir.. çünkü Peygamber Efendimizin yanından hiç ayrılmamıştır… Hem onun ahlakı ile ahlaklanmış, hem de ondan çok fazla nasihat işitmiş, hadis olarak da bunları bize aktarmıştır… İşte Ömer Bin Abdülaziz de,dayısı Abdullah Bin ömer’den çok fazla ders dinlemiş Dolayısıyla; Peygamber Efendimizin yaşantısını kendisine örnek edinmiştir… Kendisi, emevi halifesi olan amcasının kızı Fatma ile evli olduğu için bir emevi damadıdır..Amcası, kendisini hicaz’a vali olarak atamıştır.. zalimliği ile meşhur ırak valisi haccac ile aynı dönemde yaşamış, ona çok fazla tepki gösterdiği için merkeze çekilmiştir.. amca oğlu Süleyman vefat ettikten sonra kendisi başa getirilmiş, saltanatı sadece iki buçuk sene sürmesine rağmen tarihe bıraktığı örneklerle günümüze kadar adını yaşatmayı başarmıştır…
Onun dönemi öyle bir dönemdirki; bugün tüm siyasi üniversitelerde ders olarak okutulacak cinstendir.. başa gelir gelmez ilk iş olarak alimleri toplamış ve halifeliği boyunca kendisine yardım etmelerini akıl vermelerini rica etmiştir…
eşini yanına çağırmış ve kendisine babasından miras olarak kalan tüm malları mülkleri beytül mala bağışlamasını rica etmiş, Eğer bunu yapmazsa kendisini boşayacağını söylemiştir.. eşi fatıma hanımefendi Ömer Bin abdülaziz’i kırmamış tüm malını mülkünü beyt’ül mala teslim etmiştir.. kendisi de tüm malını mülkünü beytül mala teslim etmiş, halifelik yaptığı dönemde devletten Tek kuruş dahi almamıştır.. arkasından tüm emevi hanedanının maaşlarını kesmiş, devletin gereksiz tüm giderlerinin kasada kalmasını sağlamıştır.. yine tüm akrabalarının ve çevresindekilerin kendi üzerlerine geçirdikleri Vakıf mallarını geri almış, hepsini beytül mala teslim etmiştir.. zenginlerden zekatlarını sonuna kadar almış, onları adil bir vergiye bağlamış, devletin kasasının dolup taşmasını sağlamıştır… Gereksiz yere çıkılan tüm seferleri iptal etmiş, sefere çıkan orduları geri çağırmış,onlara devletin mevcut sınırlarını korumalarını ve yapılan seferlerin planlı bir şekilde devlet kasasına zarar vermeden yapılmasını emretmiştir.. Tüm bu tedbirler alındıktan sonra devletin kasası ağzına kadar dolmuş, bu iki buçuk sene zarfında,halk zekat verecek sadaka verecek insan bulamamıştır… Devletin içindeki işleyiş düzene girince Allahu Teala da onlara verdiği nimeti artırmış, halk dağlara taşlara kurtlara kuşlara erzaklar dökmeye başlamıştır.. Böylece hem halk doymuştur hem de hayvan kurt kuş doymuştur.. o dönemde kurtların ve kuzuların Fırat kenarında yan yana can cana yattığı söylenir.. Hatta Öyle ki; Ömer Bin abdülaziz’in öldüğünü bilmeyenler, onun öldüğünü kurtların yeniden kuzuları parçalamaya başlamasından anlamıştır…
Böyledir bu işler…Yönetici adil olursa, kurt kuş kardeş olarak yan yana cancana yaşar… Yönetici adil olursa, din dil ırk mezhep gözetmeksizin herkes eşit şartlarda muamele görür.. yönetici adil olursa, onun gölgesinde gölgelenecek hiçbir dalkavuk kalmaz.. yönetici adil olursa, Allah nimetini artırır..Herkes ve herşey doyar, sokaklarda hayvanlar insan parçalamaz..
Ama şöylede bir gerçek vardır; yöneticiler halkın aynasıdır…Gökten indirilmezler..Halkın arasından çıkarlar..Halk adil olursa yönetici de adil olur.. halkın ahlakı değişirse, yöneticilerin de ahlakı değişir.. halk değişirse, devletin işleyişi değişir.. toplumlar hak ettikleri, kendilerine benzeyen kişiler tarafından terbiye edilir…Bu yüzden kimsenin kimseyi suçlayacak bir şeyi yoktur.. her şey merkezindedir ve her şey olması gerektiği gibidir..Herşey güzeldir… Güneş herkesin üstüne aynı doğar.. Ama gül ayrı leş ayrı kokar… Şikayet edenler kendilerini kontrol etsinler..
Öyle işte…
Kaynak: Şenay Tek

Admin Ali Süzen
Sosyal Medya

Admin Ali Süzen

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.