Yahya Baştürk Yazdı: Yahudi Aklı, Buna da Çözüm Buldu⁉️

Yahudi Aklı, Buna da Çözüm Buldu⁉️

Ruhi Çenet adlı YouTuberin, farkında olmadan açığa çıkardığı kadim hakikat; Sebd Kavmi ve günümüz yahudilerinin tıpa tıp aynı olan benzerliklerine derin bir bakış! Bakara Suresi, 65. Ayette Yüce Allah şöyle buyurdu; “İçinizden cumartesi günü yasağı çiğneyenleri elbette bilirsiniz. Biz onlara, ‘Aşağılık maymunlar olun!’ demiştik.”

Ashâb-ı Sebt (Cumartesi Halkı), Kur’an-ı Kerim’de cumartesi yasağına uymayarak hileli yollarla balık avlayan ve ilahi bir cezayla maymuna çevrilerek cezalandırılan yahudilerdir!

İmtihan gereği Kendilerine cumartesi günleri avlanmak ve dünya işleriyle uğraşmak haram kılınmış, sadece ibadet etmeleri emredilmiştir. Ancak tam da cumartesi günleri deniz yüzeyine bol miktarda balık akın ederken, diğer günlerde bu kadar çok balık gelmiyordu!

“Akıl” adı verilen kurnazlık!

Yahudiler nefislerine yenik düşerek cumartesi günleri hileli tuzaklar kurdular! Cuma gününden ağlarını veya kanalları hazırlayıp balıkları pazar günü topladılar. Böylece görünüşte cumartesi günü balık tutmadıklarını iddia ederek haramı hileyle helal saymaya çalıştılar!

Emre itaatsizlik edenler ve hile yapanlar ilahi bir azaba uğratılarak maymuna dönüştürüldüler.! Denizin yüzüne çıkan balık imtihandı. Asıl av, yahudilerin kalbiydi!

Kur’an, Ashâb-ı Sebt’i bir folklor parçası gibi anlatmaz. Bakara 65. ayette kısa tutar, A‘râf 163-166. ayetlerde açar. Deniz kenarında bir belde, Cumartesi’yi ibadet günü bilir. O gün av yasaktır. Dünya duracak, el çekilecek, kalp dönecektir. İmtihan ise tam orada kurulur: Yasaklı günde balıklar hücumla gelir, suyun yüzünde toplanır; yasağın olmadığı günlerde gelmez. Yani rızık, tam da “dokunma” denilen saatte gözün önüne serilir.!

Bu, bir kıtlık imtihanı değildir. Bugün olduğu gibi bolluk imtihanıdır. Yahudileri asıl ezen, yokluk değil; “hemen şimdi alınabilecek” olanın yasaklanmasıdır.! Kıssanın sivri ucu açık isyan değildir. Açık isyan en azından yüzünü gösterir. Burada yahudi münafıklığı ile, yüz gizlenir.! Tıpkı bugün de olduğu gibi!

Cuma’dan kanallar, havuzlar, ağlar hazırlanır. Balık Cumartesi içeri girer. Pazar toplanır. Dil şöyle konuşur: “Biz Cumartesi avlamadık.” El başka iş yapmıştır: Yasağın etrafında bir koridor açmıştır. Zahir kurtulmuş, niyet batmıştır.

İbn Kesîr’in işaret ettiği yer tam burasıdır: Kötülük, mubah görünerek gelmiştir. Haram, helâl kılığına sokulmuştur. Bu, kaba günahın ötesinde bir şeydir. Kaba günah, “Bildim ve çiğnedim.” der. Hile ise “Bilen Zât’ı da kandırırım.” iddiasını taşır. İnsan, Kanunu koyanı kanun maddesinin arkasında unutur. Maddeyi çözer, Sahibini yok sayar.!

Maymun cezası da bu yüzden sıradan bir dönüşüm gibi okunmaz.! Sadece suretleri değişmedi, büyük müfessir Mücahid; ahlakın, aklın ve huylarında maymunlaştığını söyler. Maymun biçimi taklit eder, mânâyı taşımaz. El kaldırır, yüz çevirir, hareketi kopyalar; içinde niyet yoktur. Yasağın kılığını koruyup özünü boşaltan kimse, ibadetin maymununu üretmiş olur. Cezanın cinsinden olması adaletin dilidir: Taklit ettin, taklit oldun.!

“Yahudi aklı, buna da çözüm buldu.” cümlesi, kıssayı ırka, kana, ebedî bir karaktere çevirmiştir. Bu cümle, mayası bozuk ve lanetli bir milletin; ilâhî yasağı zekâ oyunu sanan, aşağılık kalplerinden bir tezahürdür!

Müslüman fıkıh tarihinde de “hîle-i şer‘iyye” tartışması vardır. Ribanın adını değiştirip kapıdan içeri almak, yemini lafzıyla kurtarıp mânâsıyla çiğnemek, orucu teknik olarak tutup riyayı şişirmek… Biçim kurtulur, emanet ölür. Ashâb-ı Sebt’in dersi insanlık için evrenseldir: Zekâ, itaatin hizmetçisi olmazsa itaatin katili olur.!

Yahudi hukukunun kendi içinden bakalım; Şabat’ta kamu alanında taşımayı düzenleyen eruv, faizi ortaklığa çeviren heter iska, hamuru kâğıt üzerinde satmak, asansörün her katta durması… Bu hileleri, tahrif edilen bir Tevrat’a karşı yapıyorlar!

Dışarıdan bakınca ise göz aynı sahneyi görüyor: Yasak duruyor, hayat akıyor, aradaki köprü ise şeytanca örülüyor.!

Filhakika;

Ruhi Çenet’in New York’taki kapalı cemaat belgeselinin uyandırdığı şey yeni bir şey değil, eski bir aynadır.! Kameranın yakaladığı tel, düğme, otomatik asansör ve “Taşımıyorum, çünkü sınır çizildi.” cümlesi, izleyicide A‘râf’ın denizini çağırır. Belgeselci bunu vaaz etmek için gitmiş olmayabilir. Kıssa zaten oradadır. İnsan, yasağın etrafında örülen görünmez mimariyi görünce, balığın yüzeye çıktığı o eski cumartesiyi hatırlar.!

Selam, hidâyete tabi olanların üzerine olsun…
Kaynak: Yahya Baştürk

Admin Ali Süzen
Sosyal Medya

Admin Ali Süzen

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.