Gündüz Demirhan Yazdı: Fındık fiyatları şu anda ne durumda ve piyasa ne olur?

Fındık fiyatları şu anda ne durumda ve piyasa ne olur?
Fındık fiyatları şu anda ne durumda ve piyasa ne olur? Konuyu dünya ve Türkiye olarak değerlendireceğim…

Bizim buralarda şu anda hala fındık toplamaya başlamadık… 500 rakım ve üstü yerlerde 20 ağustos itibari ile yani iki gün sonra yağlı tombul fındık toplamaya başlanabilir, ben o zamana başlayacağım ama levant fındık çeşitleri için belki de bir hafta daha beklemek gerekiyor. Bir haftadır işçileri erteliyorum. Herkes aynısını yapıyor.

Erken toplarsak randıman düşük olur, geç kalırsak da fındık dalda ve yerde kaybolur. Tam olgunlaştığı anda bir an önce toplamak gerekiyor ve bunun için de yerli veya yabancı işçiler, işçi ücretleri çok önem arz ediyor.

Türkiye piyasalarında kabuklu yeni sezon fındık fiyatları 170-180 lira civarında seyrediyor. TMO 24 Ağustos’ta fındık alacak ve iki hafta sonra ödeme yapacak, o zamana kadar da bu fiyatların değişmesi pek beklenmiyor.

Dünya piyasalarına da baktım…

ABD Oregon, Şili ve Avustralya gibi fındık piyasası olan yerlerde fiyatlar 3,20-3,80 dolar arasında seyrediyor. Yani Türkiye serbest piyasası ile hemen hemen aynı… Bu da uzun vadede piyasadan rekor bir fiyat beklememek gerektiğini gösteriyor. Sadece İtalya tescilli fındık biraz da sübvansiyon ile 4,20-4,50 Euro arasında işlem görüyor.

Son 20 yılın fındık fiyatları ortalaması da bu fiyatlardan çok farklı değil…

O zaman fındık üreticisi bu fiyatlardan niye memnun olmadı?

Çünkü, pahalılık ve işçilik başta çiftçilik maliyetleri o derece arttı ki artık fındık fiyatlarının kimseyi memnun etmesi mümkün değildir.

Bir iki kıstas ile konuyu anlatmak gerekirse…

Bir işçi normal olarak günde 20 kilo fındık toplasa, bunun 5 kilosu ile yevmiyesi ödenirdi.

Yabancı işçi yevmiyeleri 1900-2200 arasında; yerli işçi yevmiyeleri 2500-3200 arasında.

Bu fiyatların üzerine kahvaltısından kalacak yer veya araç gidiş gelişi gibi masrafları da eklemek mümkün…

Özetle…

Yerli işçinin eğer topladığı fındık 20 kiloda kalırsa, topladığı fındığı alıp gidecek.

180 x 20 = 3600

Yabancı işçi de sarp yerlerde bazen 10 kilo bile toplayamıyor. Çok yaşadım.

İstisnai olarak bu miktarların 2 misline çıkanlar yok mu? Elbette var ama bu işçiler de insan…

Ben mesela sıradan bir yerli çalışan 20 kilo fındığı öğlene kadar saat iki de toplarım.

Defalarca test ettim; bu kadar fındık yokken, işçiler adam başı günde 15 kilo fındık bile toplayamazken ben 40 kilodan fazla fındık topladım.

Ancak maliyet sadece kişi başı toplanan fındık ile de bitmiyor.

10 kişiyi geçen işçi ekibinde dayı başı, çuvalcı ve aşçı fındık toplamadan çift yevmiye almaktadır. 6 kişi fındık toplamadan yevmiye alabilmektedir. Bunlardan kendi fındığını sırtlanacak kişiler için belki 2 işçi ücreti düşülebilir. Ama bir de katır ile fındık taşıyanlar vardır ki, maliyeti çok daha yukarılara çekmektedir.

Yani fındık toplayan 12 kişi olsa bile ödenen işçi ücreti normalde 18 kişiye kadar çıkabilmektedir.

Ordu ve Giresun, fındık işini bıraksa ne olur? Bölge heyelana teslim olur. Alternatif benzer bir ürün bulmak gerektiğine inanıyorum.

Artık çoğu çiftçilik ürünlerinde olduğu gibi fındıkçılık bu hali ile verimli olma özelliğini kaybetmiştir.

Ne yapılabilir? Hiç mi çıkış yok?

Fındık olarak devam etmek gerekirse, fındığı kırdırıp, kavurup ambalajlayarak satmakla belki bir artı değer oluşturulabilir.

Yuvarlak bir hesap yapmak gerekirse…

200 liralık fındık, kırınca 400 lira olur. Kavurup ambalajlaması ile 450 liralık bir maliyet oluşur.

Kuruyemişçilerde bu fiyatın 2 hatta 4 misli fiyatların söz konusu olduğunu biliyorum. İhracata yönelik bu şekilde bir çalışma yapılabilir.

İşçi parasını ödemek için tüccarın kapısına giden fındık üreticisi bu tür bir çalışmanın neresinde yer alabilir?

İşte mesele burada… Bilmem anlatabildim mi?

Artık çiftçiye kolay ekmek yok.

Hele ki, başta tefeci sever AKP ekonomi yönetimi var iken, ücretli ve alın teri düşmanı bu politikalarla nereye doğru gidiyoruz; bilemiyorum.

Kaynak: Gündüz Demirhan

Admin Ali Süzen
Sosyal Medya

Admin Ali Süzen

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.