Sami Biberoğulları Yazdı: Heykel savaşlarında İsmet Dönemi

Heykel savaşlarında İsmet Dönemi

İsmet İnönü ve Atatürk son kez 24 Şubat 1938’de bir araya geldiler. Ancak Atatürk artık yataktan kalkamayacak derecede hasta olduğunda İnönü onu bir kez olsun ziyaret etmedi.

Neden peki? Neden sık sık ‘’ Veli-i Nimetim ‘’ dediği Atatürk’ü son günlerinde bir kez olsun ziyaret etmedi?

Efendim Atatürk’ün son zamanlarında İsmet Paşa’nın onu ziyarete gitmemesi üzerine Kazım Özalp, İsmet Paşa’ya ‘’ Gidip görüşseniz, helallık alsaydınız.’’ Demiş, İsmet Paşa’da görüşme fikrine yanaşmıştır ama ikisi arasındaki bu konuşmayı duyan Refik Saydam, İnönü’ye ‘’ Aman Paşam ! Sakın gitmeyin. Sizi ssaraya ( Dolmabahçe Sarayı ) çekip öldürecekler ‘’ Demesi üzerine bu düşünceden vaz geçmiştir. Evet, İsmet Paşa’nın kendisini Dolmabahçe Sarayında öldüreceklerine inanması ilginçtir gerçekten de.

Sonra bilindiği gibi Atatürk 10 Kasım 1938’de öldü. Ertesi gün de saat 10. 45 Gibi cesedinin tahnit işlemleri başladı. Aynı saatlerde Ankara’da da İsmet Paşa, hiç hesapta yokken Cumhurbaşkanı seçildi.

Evet, Atatürk’ün son başbakanı Celal Bayar değil, ‘’ Benden sonra onu seçin ‘’ diye işaret ettiği Fevzi Çakmak Paşa değil, başbakanlıktan uzaklaştırdığı İsmet Paşa 399 Milletvekilinin 348’inin katıldığı seçimde 347 Oyla Cumhurbaşkanı seçildi. (Vekillerden Hikmet Bayur, oyunu yanlışlıkla aday olmayan Celal Bayar’a vermişti. )

Atatürk’ün cesedi tahnit edilirken 348 Milletvekilinin Ankara’da olması ilginçti. Hepsinin İsmet Paşa’ya oy vermesi ilginçti. İsmet Paşa’nın yarım saat bile sürmeyen bir meclis oturumu sonunda Cumhurbaşkanı olması ilginçti ve en ilginç olanı – eğer doğru ise- Fevzi Çakmak Paşa’nın Meclisin kapılarına asker yığıp ‘’İsmet Paşa Reis-i Cumhur seçilecek ‘’ diye göz dağı vermesiydi. Oysa kendisi rahatlıkla cumhurbaşkanı seçilebilirdi.

İsmet Paşa Reis-i Cumhur seçildikten sonra Atatürk ile ilgili nutkunu ‘’ Vatan sana minnettardır ‘’ Cümlesi ile noktalamıştı ama ilk icraatı olarak Atatürk’ün naaşı henüz katafalkta halk tarafından ziyaret edilirken Dolmabahçe Sarayı bahçesindeki Atatürk heykelini kaldırıp sarayın mahzenlerine attırmak olmuştu.

Evet, Atatürk’ün naaşı günlerce Dolmabahçe Sarayında Ankara’ya taşınmayı beklerken cenazeye gelmeyen İnönü, cenaze Ankara’ya getirildiğinde de karşılamaya gelmedi. Cenazelerde çelengi vardı ama kendisi yoktu.

Sonra başladı yurdun muhtelif yerlerine kendi haykellerini diktirmeye. Artık Atatürk heykeli diktirme işi durdurulmuş, memleketin dört bir yanını İnönü heykelleri doldurmaya başlamıştı ( Yaklaşık 30 civarında heykelini diktirmiştir. Mesela Taksim Gezi Parkındaki At üstünde İnönü heykeli bunlardan biridir. )

Görünen oydu ki Milli Şef, Ebedi Şefi unutturmak istiyordu.

Mesela onun döneminde Türk Lirası ve posta pulları üzerindeki Atatürk resimlerinin yerini İsmet İnönü resimleri almıştı.

Atatürk’ün naaşı 21 Kalım 1938’de Ankara Etnoğrafya Müzesinde katafalka konmuş ve 31 Mart 1939’da bir lahit içine konularak cesedi direkt toprakla buluşturulmamıştı. Bir sürü heykel dikmeye para bulan İsmet Paşa Anıtkabri bir türlü bitirmemişti nedense.

Bu arada İsmet Paşa, Cumhurbaşkanı olduktan sonra Atatürk’e küskün olan tüm paşaları etrafında topladı ve onları yeniden siyasi hayata kazandırırken, Atatürk’ün etrafındakileri birer ikişer tasfiye etti. Onun döneminde Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele gibi eski paşalar yeniden milletvekili yapıldı.

İleriki yıllarda Atatürk resim ve heykellerine karşı saldırılar yapılıyordu ve zamanın Cumhuriyet Gazetesi yazarı Nadir Nadi ivedilikle bir Atatürk’ü koruma kanunu çıkartılması gerektiğini savunuyordu. Ancak İsmet Paşa böyle bir kanunu çıkartmadığı gibi Atatürk heykellerine saldıran ve DP’li oldukları zannedilen Ticani Tarikatının CHP’li olduklarının anlaşılması İsmet Paşa’nın Atatürk’e karşı öfkesinin hâlâ soğumadığının göstergesiydi.

Ve dahası…

1950 Yılının Ocak Ayında İ. Ethem Tatlıoğlu adlı bir vatandaşın yazdığı Demokrat Partisinin hüviyeti yahut Köyde bir muhakeme ‘’ adlı kitap CHP’nin seçim propagandası amacıyla dağıtılmaya başlandı.

Ancak, bizzat CHP tarafından dağıtılan kitapta Atatürk’ü küçük düşürücü ifadeler vardı ve zamanın gazetelerinden Zafer bu durumu bakın nasıl eleştiriyordu:

‘’Kitabın sayfalarını karıştırdıkça hayretimiz arttı. Çünkü Halk Partisinin propagandası için hazırlanmış olan bu kitapta Halk partisi sanki bir dinmiş gibi telkinler yapılıyor, onun şefi bir peygambermiş gibi gösteriliyor. Kitapta İnönü yükseltilirken Atatürk’ün şahsiyetine tecavüz edilen cümlelere rast geldik.’’

Evet, İsmet Paşa yüceltilirken Atatürk’ün manevi şahsiyetine tecavüz ediliyor ve işin daha da ilginci bu kitap Ulus Matbaasından yani bizzat Atatürk’ün kurduğu Hakimiyet-i Milliye ( Sonra Ulus ) gazetesi matbaasından çıkıyor.

Şimdi…

Tüm bu bilgileri cebimize koyup Malatya’daki İsmet İnönü heykeli ile Atatürk ve Gençlik Anıtına bir kez daha göz atalım ve ‘’Atatürk giyinik, İsmet Paşa da giyinikken Türk genci neden anadan üryan çıplak ‘’ sorusuna bir kez daha cevap arayalım.

Gelecek bölümde inşallah.
Kaynak: Sami Biberoğulları

 

Admin Ali Süzen
Sosyal Medya

Admin Ali Süzen

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.