Zekeriya Efiloğlu Yazdı: Çocuğa “Aşkım”, “Erkeğim”, “Anneciğim”, “Babacığım” gibi rol karmaşasına yol açan ifadelerle hitap edilmez!..

Çocuğa “Aşkım”, “Erkeğim”, “Anneciğim”, “Babacığım” gibi rol karmaşasına yol açan ifadelerle hitap edilmez!..
Çocuğa “Aşkım”, “Erkeğim”, “Anneciğim”, “Babacığım” gibi rol karmaşasına yol açan ifadelerle hitap edilmez; aynı şekilde “Zeki çocuğum”, “Akıllı çocuğum” gibi kalıplaşmış ve etiketleyici övgülerden de kaçınılmalıdır.
Bu tür sıfatlar, çocuğun kimliğini belirli bir başarıya veya zekaya sabitler. Bunun yerine, çocuğun kişiliğine değil, sergilediği olumlu davranışın ve emeğin üzerine odaklanan cümleler kurmak çok daha mantıklıdır.

Çünkü kelimeler, insan zihninin ve karakterinin inşa edildiği en tesirli haplardır; bilimsel araştırmalar, çocuklara sürekli genel zeka övgüleri (örneğin “Çok zekisin”) vermenin onları başarısızlık karşısında çabuk pes eden bir yapıya sürüklediğini, buna karşılık “Bu problemi çözerken gösterdiğin gayret ve sabır takdire şayan” gibi süreç odaklı cümleler kurmanın ise özgüveni ve azmi yüzde 50’den fazla artırdığını ortaya koymaktadır. Evladımıza etiketler yapıştırmak yerine, onun çabasını ve eylemini onaylayan bir dil kullanmak, hem fıtri sınırları korur hem de sağlıklı bir kişilik gelişiminin önünü açar.

Çocuğa EVLADIM, CANIM, YAVRUM, OĞLUM, KIZIM demeniz daha uygundur. İsminin sonuna iyelik eki getirerek de hitap edebilirsiniz…Ahmet’im, Ayşe’m gibi…

Kediye, köpeğe “aşkım”, “evladım”, “kızım”, “oğlum” gibi kelimelerle hitap edilmesi; sadece masum bir hayvan sevgisinin ötesinde, modern dünyanın insan fıtratını ve toplumsal rolleri dönüştürmeyi amaçlayan sessiz bir operasyonunun parçasındandır.

Kelimeler anlamlarını yitirdiğinde, kavramlar da taşıdığı kutsaliyeti ve derinliği kaybeder.
Bir evladın, bir anne veya babanın ya da eşlerin birbirine duyduğu mahrem, fıtri ve özel sevgi bağını simgeleyen kelimelerin evcil hayvanlara indirgenmesi; aile kurumunu, neslin devamını ve insan onurunu merkeze alan medeniyet tasavvurumuzu zedeler.
Yalnızlaşan bireyin sevgiyi insanda değil nesnelerde ve hayvanlarda araması teşvik edilerek, merhamet ve aidiyet duyguları insan merkezli olmaktan çıkarılmakta; böylece aile olmanın, evlenmenin ve nesil yetiştirmenin yerini yapay bir yalnızlık kültürü almaktadır.
Evlada “evladım”, hayvana ise “hayvan” deme bilincini korumak; dili, fıtratı ve insanî aidiyetimizi korumanın en temel şartıdır.

Demem o ki; abartılmış kedi ve köpek sevgisi, cinsiyetsiz toplum projelerinden biridir.
Yalnızlığın sevimli ve romantik gösterildiği, aile olmanın ve evlenmenin azaldığı; çocuk bakmak yerine kedi köpek beslenerek merhametin kediye ve köpeğe kaydırılmaya çalışıldığı bir zamandayız.

Kelimeler yalnızca birer iletişim aracı değil, zihnin topraklarına ekilen ve tüm hayatın meyvesini belirleyen en tesirli tohumlardır; nitekim nörobiyolojik araştırmalar, özellikle erken çocukluk döneminde sarf edilen her olumlu ya da olumsuz cümlenin doğrudan limbik sistem üzerinde kalıcı izler bıraktığını ve bireyin inanç sistemini inşa ettiğini ortaya koymaktadır.

Yapılan psikolojik ve sosyolojik çalışmalar, gün boyunca çocukların maruz kaldığı eleştirel veya değersizleştirici dilin de, ilerleyen yaşlarda kronik kaygı ve özgüven eksikliği riskini yüzde 40’a varan oranlarda artırdığını göstermektedir.

Buna karşılık, bilinçli ve şefkatli kelimelerle kurulan bağlar, çocukların stres hormonlarını baskılayarak onların hem duygusal direncini hem de akademik başarı potansiyellerini doğrudan yukarı taşımaktadır.

Dolayısıyla evlatlarımıza hitap ederken seçtiğimiz her bir kelime, onların sadece bugünkü ruh halini değil, gelecekte kuracakları dünyanın ve medeniyetin de temel taşı olmaktadır…

Kaynak: Zekeriya EFİLOĞLU
Eğitimci-Yazar

 

 

 

 

Admin Ali Süzen
Sosyal Medya

Admin Ali Süzen

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.