Prof.Dr. Osman Çakmak Yazdı: “Ziraat nereye gidiyor?”, “Bu ekonominin hali ne olacak?”

“Ziraat nereye gidiyor?”,
“Bu ekonominin hali ne olacak?”
Dostlarla, bir araya gelmişiz. Aramızda bir milletvekili dostumuz da var. Önümüzde tatlı, çayımızda tavşan kanı bir dem var ama ruhumuzda memleket dertlerinin ağırlığı… Bayrsmın keyfini çıkarıyoruz.

Laf döndü dolaştı, hepimizin aşina olduğu o çetin kavşaklara geldi:
*”Ziraat nereye gidiyor?”,
“Bu ekonominin hali ne olacak?”,
“Çocukların okulu bitti ne iş yapacak?”

* Her kafadan bir ses çıkıyor; kimi televizyon ekranlarındaki sığ iktisatçıların papağanlığına soyunmuş, kimi sosyal medyadaki algı operasyonlarını kanaat zannedip yöneticilere veryansın ediyor.

Herkes dert yanıyor ama kimse laboratuvardaki asıl virüsü görmüyor! Mecliste vekillik yapmış arkadaş da aramızda. Biraz da alaysı bir tavırla bana döndü:

*“Hocam, sen bu işlere aklı eren birisin, sussun herkes, hele sen ne diyorsun bakalım?”* dedi.

> **“Enflasyonu frenlemenin ve ekonomiyi kurtarmanın yolu, Batı’dan ithal kapitalist modellerle devasa fabrikalar kurmak ya da küresel tefecilerin önünü açacak dev şirketler işletmek DEĞİLDİR!”** dedim.
>
Vekil arkadaş şaşkınlıkla, *” Bu hükümetin yaptığı şeye tam tersi şeyi söylüyorsun. Peki ya nedir çözüm Hocam?”* diye sesini yükseltti.

Dedim ki:
**“Çözüm; küçük işletmeleri yaşatmakta, yerel üretimi desteklemekte ve en önemlisi çekirdek hücre hükmündeki AİLE İŞLETMELERİNE sahip çıkmaktadır!”**

Bakınız dostlar, bugünkü küresel kapitalist düzen, kâinattaki adalet kanunlarına zıt olarak **”büyük balığın küçük balığı yutması”** üzerine programlanmış deccalî bir çarktır.

Zengin daha zengin olsun, yoksul ise o dev fabrikalarda modern bir köle haline gelsin diye kurulmuştur.

Çünkü bu tekelci sistemin direksiyonunda küresel Siyonist sermaye oturuyor. Kararları onlar alıyor, uluslararası fonlar vasıtasıyla yasaları onlar şekillendiriyor; bizim bürokrasi ve siyaset ise farkında olmadan onların hazırladığı mevzuat tuzaklarına hizmet ediyor.

## 🏙️ MEDİNE RUHUNDAN BETON VE AVM KARMAŞASINA: KÖYÜN HİCRETİ!
Anadolu insanı, ne zaman ki kendi kendine yeten o mübarek köyünü, toprağını terk edip şehre, büyük plazaların ve holdinglerin kapısına “işçi” olmak için yöneldi; işte o gün bizim şehirlerimiz “Medeniyet” (Medine) çizgisinden uzaklaşıp birer toplama kampına, beton karmaşasına sürüklendi.

Arabalar çoğaldı ama yollar daraldı; apartmanlar yükseldi ama komşuluk öldü. Medine’nin o yardımlaşma ve huzur ruhu gitti, yerine ruhsuz beton yığınları ve tüketim çılgınlığının mabetleri olan AVM’ler geldi.

Köyünü bırakan insan, sadece tarlasını değil, asırlık üretim kültürünü ve ahlakını da geride bıraktı. En acısı ne biliyor musunuz? O bereketli tarım arazileri imara açıldı, ovaya binalar dikildi. Sistem bize iki büyük cinayeti birden işletti:
1. Ekilip biçilen, katma değer üreten tarlalar atıl hale getirilerek **üretim felç edildi.**
2. O verimli topraklar betona kurban edilerek **kâinat kitabının ekolojik dengesi bozuldu.**

Oysa kâinatta bir kanundur: Üretim, ilk üretildiği yerde, toprağın bağrında kıymetlidir. Eğer kırsalda aile üretimi yeniden canlanırsa, yerel kooperatifler dürüst ve liyakatli ellerle yeniden kurulursa, işte o zaman yerli katma değer doğar ve enflasyonun beli biyolojik olarak kırılır!

## 🎒 MAARİFİN BÜYÜK İNTİHARI: 12 YILLIK ZORUNLU EĞİTİM VE MATERYALİST ASALAKLIK
Peki, bu çarkı kim bozdu? İşte en büyük yaramız: **Maarif (Eğitim) Sistemi!**
Açıkça ilan ediyorum: **12 yıllık kesintisiz zorunlu eğitim sistemi, Türkiye gerçeklerine kurulmuş bir dinamittir!** Bu sistem köyleri tamamen boşalttı, çocukları daha küçük yaşta üretim ekosisteminden kopardı, çıraklık-kalfalık müessesesini öldürerek meslek erbabını bitirdi.
Eskiden okullarda hiç olmazsa “küme çalışmaları” vardı; bencil olmayan, paylaşan, yardımlaşan nesiller yetiştirirdi. Bugün kopya eğitim sistemi, bireyi bencilleştiriyor, egoist yapıyor ama bir “fert ve şahsiyet” haline getiremiyor. Çocuklarımıza kendi medeniyet kodlarımıza, inancımıza göre bir mesuliyet, memleket ve üretim sevgisi vermedikçe; her okul bitiren kolayın peşine düşecek, masa başı memurluk kovalayacak, üretimden ve sanattan kaçacaktır.

### 🛠️ Çözümün Eğitim Formülü:
İlkokuldan itibaren çocuklara aile işletmesini, toprağı sevmeyi, birlikte üretmeyi ve mahallin imkânlarını tanıtacak yerli bir eğitim felsefesi şarttır! Çocuk daha küçük yaşta babasının, dedesinin yanında üretimi öğrenmeli, emeğin kıymetini atomlarına kadar kavramalıdır. Okullar, sadece dört duvardan ibaret birer diploma fabrikası olmamalı; bulunduğu mahalleyi, köyü, ovayı aydınlatan birer ilim ve tatbikat feneri olmalıdır. Öğretmen, yaşadığı köyün ziraatçısına, hayvancısına rehberlik eden bir ışık olmalıdır.

## 🔄 TARIM VE HAYVANCILIĞIN SİMBİYOTİK (ORTAKLAŞA) MUCİZESİ
Kâinat fabrikasında hiçbir şey israf edilmez. Tarım ve hayvancılık arasında, biyolojide **”simbiyotik ilişki”** dediğimiz harika bir ortak yaşam nizamı vardır. Tarımdan çıkan sap, saman, küspe gibi her türlü artık ve atık, hayvancılık için İlahi birer nimet ve rızık hükmündedir. Hayvancılığın atığı olan gübre ise tarım arazisinin can damarıdır.
Siz ithal politikalarla hayvancılığı darbeleyip eti dışarıdan alırsanız, tarımın çıktısını da heba edersiniz. Biri gelişmeden diğerinin gelişmesi imkânsızdır. Bu çarkın dönmesi ise ancak Batı taklitçiliğinden ve dışa bağımlı asalak yapılardan kurtulmuş, planlamasından ölçme-değerlendirmesine kadar yerli ve milli olarak baştan aşağı şekillenmiş bir maarif felsefesiyle mümkündür.

## 🦉 DÜNYA BANKASI VE “İTHAL UZMAN” PARADOKSU
Sohbetin tam bu noktasında, dostlara bu sömürge düzeninin şifresini çözen şu meşhur hatırayı anlattım:
> Bir gün şık takım elbisesi ve lüks arabasıyla bir adam, Anadolu’daki bir çiftliğe yaklaşır. Çiftlik sahibine der ki: *“Tavuklarınızın tam sayısını bilirsem, bana mükafat olarak bir tavuk verir misiniz?”* Çiftçi tebessüm eder, *”Kabul”* der. Adam hemen teknolojik cihazlarını çıkarır, uydudan haritalara bakar, verileri analiz eder ve der ki: *“Burada tam 132 tavuk var.”* Çiftçi şaşırır: *“Doğru”* der ve adama bir tavuk verir.
> Adam tam arabasına binip gidecekken, bu kez ferasetli çiftçi seslenir: *“Peki, sizin kim olduğunuzu ve nereden geldiğinizi bilirsem, tavuğumu geri alabilir miyim?”* Adam kendinden emin bir şekilde *”Tabii”* der. Çiftçi adamın gözlerinin içine bakarak cevabı yapıştırır:

> *“Siz uluslararası bir kuruluştan, muhtemelen Dünya Bankası’ndan veya IMF’den gelmiş bir ‘Uluslararası Uzmansınız!’”*
> Adam afallar: *“Aman Allah’ım, bunu nasıl bildiniz?”* > Çiftçi acı acı tebessüm eder:
> *“Çünkü birincisi, biz seni çağırmadık, kendiliğinden geldin. İkincisi, bize bilmediğimiz hiçbir şey söylemedin (zaten tavuklarımızın sayısını biliyorduk). Üçüncüsü ve en acısı; zaten bizim olan, bildiğimiz bir şey için bizden ücret (tavuk) aldın!”*
>
## 🎯 NETİCE VE HİKMET HARİTASI
İşte dostlar, Türkiye’nin gerçeği olarak budur! Bu memlekette mesele sadece rakamlardan ibaret bir ekonomi, tarım ya da eğitim meselesi değildir. Bu mesele, kendi köklerimizde saklı olan **”Hikmeti”** arama meselesidir; tekme değil yerli akılla üretim meselesidir ve adaleti yeniden tesis etme davasıdır.

Ve bu hayati meseleyi ne Batı hayranı büyük holdingler, ne IMF reçeteleri ne de ithal uzman fantezileri çözer! Bu meseleyi ancak toprağını kâinat kitabı gibi okuyan, halkını Allah için seven ve bu toprakların mayasındaki değeri bilen imanlı, dertli ve yerli beyinler çözer.
Bayram şuurunun ve bu yerli dirilişin kalplerimizde idrak olunması duasıyla, hayırlı, bereketli ve tefekkür dolu bayramlar dilerim!
Kaynak: Prof.Dr. Osman Çakmak

admin
Sosyal Medya

admin

1953 yılında Edirne'de doğdu. İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 11 yılı lise müdürlüğü olmak üzere 25 yıl öğretmenlik yaptı ve 2001 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan emekli oldu. Üniversite yıllarından beri hobi olarak çeşitli yerel ve ulusal basında köşe yazarlığı yaptı. İlk kitabı olan 'BAŞARI HİKAYELERİ' 14 Haziran 2018'de yayımlandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Gönder
Haber İhbar Hattı
Haber İhbar Hattı..
Lütfen Sağ Alttaki Gönder Butonunu Tıklayınız.